Gözlem ve ölçümlerden elde edilen bilgiler, değerlendirilip soyut bir çerçeve içerisine oturtulmadıkça, kendi başlarına bir anlam ifade etmezler. Ham bilgileri herhangi bir olay hakkında sonuca götürecek formata sokma, bir kurgulama yani bir teori yapma işlemidir.
Dinin, Galileo karşısında takındığı tavır, aradan 400 sene geçmesine rağmen devam etmektedir. Başlangıç anı bilgisinin kutsala ait olduğunu ileri sürerler. Bilim ise, gerek sicim teorisi gerekse kuantum-graviti ile başlangıç anının fiziğini anlamaya çalışır.
Evren hiçbir zaman ısısal, yani termodinamik denge durumuna gelmemiştir. Yani doğal süreçlere uygun davranmaktadır. Isısal denge durumu, tüm enerji alışverişinin durması anlamına gelir. Havanın sıcaklğı dahi ölçülemez. Canlılık, enerjinin bir şekilden başka bir şekle dönüşmesi ile ortaya çıkan bir olgudur. Yani böyle bir durumda canlılık oluşamaz.
Eski kültürler olayların, bu olaylarda rol alan nesnelerin özelliklerini yansıttığını kabullenmişlerdir. Sonsuz sayıda nesne, sonsuz sayıda özellik demektir. Sonsuzluğu kavrayamayan insan, ismini koyamadığı doğa kanunlarının, kutsal tarafından verili olduğunu düşünmüştür. Evreni, Tanrı varlığının kanıtı gibi gören Musevilik, İslamiyet ve Hıristiyanlık, sosyal yaşantısını kutsal ile birlikte sürdürmüştür.