Ankaranın bir kendi öz havası vardır. Bu hava Gazi'nin Ankara'ya ayak bastığı dakikadan başlamıştır. Bu hava büyük inkılâbın temiz havasıdır. Yeni tarihe renk, ışık, hayat veren serin meltemdir.
Hellenistik Dönem'de mimari yapılar, doğa ile kaynaşarak uyum sağlıyorlardı. Tiyatroda yer alanlar dışarı ile olan ilgilerini kesmek istemiyorlar, oturdukları yerden kenti ve ovayı seyretmeye önem veriyorlardı.
Caesar'ın Alexandria'da savaştığı bir sırada, oradaki büyük kütüphane yanmıştı. Sonradan Kleopatra, dostu Antonius'un bir armağanı olarak 200.000 parça yazmanın Bergama Kütüphanesi'nden Mısır'a getirilmesini sağlamıştı.
Büyük tiyatroda yalnız klasik dramlar ve Hellenistik Dönem'in halk komedileri oynanmıyor, burada düşünürler ve şairler eserlerini sunuyorlardı. Bilim, tiyatronun üstündeki kütüphanede geliştiriliyor, bütün bu hareketleri düzenleyen krallar da kütüphanenin hemen arkasındaki sarayda oturuyorlardı.