Kadir üstünel

Ahmet Arif
Ay karanlık Maviye Maviye çalar gözlerin Yangın mavisine Rüzgarda asi Körsem Senden gayrısına yoksam Bozuksam Can benim, düş benim Ellere nesi? Hadi gel Ay karanlık İtten aç Yılandan çıplak Vurgun ve bela Gelip durmuşsam kapına Var mı ki doymazlığım? İlle de ille Sevmelerim Sevmelerim gibisi Oturmuş yazıcılar Fermanım yazar N'olur gel Ay karanlık Dört yanım puşt zulası Dost yüzlü Dost gülücüklü Cigaramdan yanar
Şiir
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Oy havar
Yangınlar, Kahpe fakları, Korku çığları Ve irin selleri, aç yırtıcılar, Suyu zehir bıçaklar ortasındasın. Bir cana, bir başa kalmışsın vay vay! Pusatsız, duldasız, üryan Bir cana bir de başa Seher vakti leylim -leylim Cellat nişangahlar aynasındasın. Oy sevmişim ben seni... Üsküdardan bu yan lo kimin yurdu! He canım... Çiçekdağı kıtlık, kıran, Gül açmaz, çağla dökmez. Vurur alnım şakına Vurur çakmaktaşı kayalarıyla Küfrünü, Medetsiz, Munzur. Şahmurat Suyu kan akar Ve ben şairim. Namus işçisiyim yani Yürek işçisi. Korkusuz, pazarlıksız, kül elenmemiş, Ne salkım bir bakış Resmin çekeyim, Ne kınsız bir rüzgar Mısra dökeyim. Oy sevmişem ben seni...

Kadir üstünel

, bir kitap okudu
10/10
·184 syf.·
Beğendi
·
2022 54. kitabı
Ahmed Arif
8.5/10 · 48,1bin okunma
Ben İçeri Düştüğümden Beri
Ben içeri düştüğümden beri, güneşin etrafında on kere döndü dünya Ona sorarsanız: "Lâfı bile edilmez, mikroskobik bir zaman." Bana sorarsanız: "On senesi ömrümün." Bir kurşun kalemim vardı, ben içeri düştüğüm sene Bir haftada yaza yaza tükeniverdi Ona sorarsanız: "Bütün bir hayat." Bana sorarsanız: "Adam sen de, bir-iki hafta." Katillikten yatan Osman Ben içeri düştüğümden beri, yedi buçuğu doldurup çıktı Dolaştı dışarda bir vakit Sonra kaçakçılıktan düştü içeri, altı ayı doldurup çıktı Dün mektup geldi, evlenmiş, bir çocuğu doğacakmış baharda Şimdi on yaşına bastı Ben içeri düştüğüm sene ana rahmine düşen çocuklar Ve o yılın titrek, ince, uzun bacaklı tayları Rahat, geniş sağrılı birer kısrak oldular çoktan Fakat zeytin fidanları hâlâ fidan, hâlâ çocuktur Yeni yeni meydanlar açılmış uzaktaki şehrimde, ben içeri düştüğümden beri Ve bizim hane halkı Bilmediğim bir sokakta, görmediğim bir evde oturuyor Pamuk gibiydi, bembeyazdı ekmek, ben içeri düştüğüm sene Sonra vesikaya bindi, bizim burada içeride Birbirini vurdu millet yumruk kadar, simsiyah bir tayın için Şimdi serbestledi yine, fakat esmer ve tatsız