Baba kız ilişkisi, annenin ve ablanın bir hanımefendi yetişmesindeki rolü için bile okunmaya değer. Diyor ki, benim için dinlenmek mesai değişikliğidir. Diyor ki başkasından duyup tahkik etmeden yaydığın bilgi dedikodudur. Güzel hayatların neyden beslendiğini okumak ve bunu farketmek çok lezzetli.
Altını çize çize, yazarla konuşa konuşa okumuştum. Anlaya anlaya ilerlemeniz için elinden geleni yapmış yazar. Bana bu lezzeti veren nadir kitaplardan biridir.
Mazgal, üniforma ve çizme, turuncu deniz... Bitse de adamın buhranı bana sıçramasa dediğim bir kitaptı. Çok şükür anlamsızlık derdimiz yok sadece tembeliz. İnsanın gayesi ulvî olmayınca çürüyor demek böyle.
Daha ileri, daha medeni olarak görülmeyen Peru'nun yüksek dağlarındaki şifacı, hakîm, gözünü kısmış, gün batımını derin derin hisseden, bir kova suyu kullanmadan önce neleri etkileyeceğini yüreğinde duyan bir kadına anlatsak, o da belki tek ayakkabı için maaşını heba edenlere, sulu pembe "milkshake"e samimiyetsiz kahkaha ve yapay ilişkilerini eşlik ettirenlere merhamet duyacak. Burada hayatında kademe kat' edebilen hangisi?
Bu kitabın bilmem hangi sayfaları bana bunları hissettirdi. Tez alına, okuna, Neşe Kutlutaş'a dua edile, Vadi'ye destek oluna :)
Bitirdiğimde baskısı yoktu ve fotokopisini çektirip herkese dağıtmak istedim. Mustafa Uluçay'ın gençlere uyarladığı o leziz çalışmadan bahsediyorum. Çalışmalarını yakın takibe aldım bu vesileyle. Ve Hayy bin Yakzan... Çok yaşa sen. Çünkü cesetleri uyandıracak delillerin var, askıdaki ruhları yaşatacak kalemin var.