Kendisini en çok duygulandıran da böceklerdi, özellikle kelebekler. Kelebek desenlerine şaşkın şaşkın bakar ve şöyle derdi: Bu ne güzellik Nikolay, öyle değil mi? Ne kadar da çok var bu güzel şeylerden ortalıkta! Ama önümüzden öyle çabuk geçip giderler ki, biz onları göremeyiz. Insanlar kıpırdanıp dururlar, hiçbir şey bilmezler, ne bir şey görebilirler ne hayranlık duyabilirler. Ne zamanları var, ne hevesleri. Yeryüzünün ne zengin olduğunu ve çok şaşılası şeyler bulunduğunu bir bilseler, öylesine mutlu olabilirler ki. Hem bütün bu şeyler herkesin, ve herkes de bütün bu şeylerin öyle değil mi?
"Yiyecekleri pis, temiz diye ayırmak hurafedir; insanları pis, temiz diye ayırmak aptallıktır, her şeyde, her birimizin içinde aydınlık ve karanlık yan yanadır"
"Ölülerin gözünden kronolojinin hiçbir önemi yoktur, önemli olan tek şey detaylardır; yoğunlaşmanın derecesini, nasıl, ne ve kim ilgili olan her şey. Gençken, daha çok seyahat etmem, daha uzaklara gitmem, yabancı ülkelerde daha çok zaman geçirmem, kendimi hayata katıp daha derin bir şekilde yaşamak için sürekli bir koşuşturma içinde olmam gerektiğini düşünürdüm ama zamanla anladım ki; aradığım şey tam burada içimde, etrafımdaki şeylerde, işim haline gelen o geçici işlerde, gündelik hayatın hengamesinde ve bakışlarını oraya yönelttiğim sürece karşılaştığım insanların gözlerindeydi"