Kader Turgut Kara

Puan vermedi·188 syf.··
2022 30. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 22 Kasım 2022 21:33
Saç örgüsü Bir saç örgüsü yapabilmeniz için saçın sağ tarafından, sonra sol tarafından bir tutam alır ortadaki saçla birleştirirsiniz. İşte ayrı ülkelerde , apayrı hikayelerle mücadele veren Smita ve Giulia ‘nın hikayesi gün geliyor Sarah’ın hikayesiyle birleşiyor. Kitap; Smita’ nın yaşam öyküsüyle bizlere “Merhaba “ diyor. Bu öyle coşkulu , neşeli bir “merhaba “ karşılaması olmuyor ne yazık ki.. Hüzünle başlıyor her satır , bizler belki de sıcak yatağımızda elimizde kahve ile kitabımızı okurken , Smita ve onun gibi çok zor koşullar altında mücadele veren kadınlar nasıl var olmaya çalışıyor , şahit oluyoruz , utanarak ve sıkılarak… Öyle ya hala kast sisteminin geçerli olduğu , bir günde milyonlarca kadına tecavüz edilen ve bu sebeple “dünyanın tecavüz başkenti “olarak geçtiği bir ülkede yani Hindistan’da, sırf kızını kendi yaşadıklarını yaşamasın diye okutmaya çalışmak , bunun için sevdiklerinden , doğduğu topraklardan hicret edip, bilinmeze gitmek, gidebilmek her kadının harcı mıdır ? Çoğumuz binlerce nimetin içinde incir çekirdeğini doldurmayan dertlerimize hayıflanırken , bir yerlerde kalbi korkuyla dolsa da umudunu hep taze tutmaya çalışan kadınların timsalidir Smita.. Ahh !! Simita, ahh !!! bana öyle çok dokundun ki senin öykünü okuduktan sonra şikayet etmeye utanıyorum … Giulia ise , İtalyanın güneyinde babasıyla birlikte iş yapan bir kadın.. Ve bu kadın gün gelir, insanların onaylamayacağı bir adama aşık olur. Neden iki insanın arasında oluşan o güzel duygulara müdahil olmaya çalışırız ki ? Zorba kitabında Kazancakis “ artık insanlara bakıp şöyle demekteyim: Bu iyi adamdır, şu kötü. İster bulgar olsun ister Rum,isterse Türk ! Hepsi bir benim için .Şimdi , iyi mi kötü mü yalnız ona bakıyorum “der. Neden bakarız mezhebine, dinine . Sadece bakacağımız yer
Saç ÖrgüsüLaetitia Colombani · Yan Pasaj Yayınevi · 202017,7bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
9/10
·251 syf.··
Beğendi
·
2021 1. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 06 Ocak 2021 06:51
Cinayetle başlayan,  cinayetle devam eden ve cinayetle biten bir roman Kuyucaklı Yusuf ... Daha ilk sayfalarda anne ile babasının gözleri önünde öldürülmesine şahit olan yetim Yusuf'la  tanışıyoruz. "Burada ne bekliyorsun?" sorusuna eliyle anne ve babasının ölülerini gösterip, " korkmuyor musun?" sualine ise "anam ile babam , nesinden korkayım" diyen bir Yusuf ... Yusuf yalnızdır hep ! Çok konuşmaz,  hep susar , suskunluğu ile anlaşılmak ister .Zaten  Sabahattin Ali' nin romanlarında yalnızlık teması oldukça güçlü işlenir . Kürk Mantolu Madonna kitabında "Yalnız değil misiniz Berlinde ?" sorusuna "yalnızım sadece Berlinde değil tüm dünyada " cevabındaki " yalnızlık " ilk "Kuyucaklı Yusuf" ta başlar. Sabahattin Ali ' nin ilk romanı.  30 yaşında yazmış. Aslında üç cilt düşünmüş ancak erken yaşta katledilmesi yüzünden tek cilt olarak kalmış,  zaten kitabın sonunda da bunu farkediyorsunuz. Kitaptaki Kaymakam Selahattin bey'i  babasından ,Şahinde hanımı ise annesinden esinlenerek oluşturur Sabahattin Ali... Babasının ölümünden annesini  sorumlu tutar  ve bir ömür ona karşı öfkesiyle yaşar ... Yan unsurlar olan karakterler,  romanı tetikler . Ve bir Ali vardır kitapta ; yani kendisi . Saflığın,  samimiyetin timsalidir Ali;  ve kurban olur haksız yere ..Tıpkı  kendisi gibi... 83 yıl öncesinde yazılmış  olmasına rağmen hala konuları itibariyle güncelliğini korumuş bir kitap.  Topluma, makam sahiplerine, aile ve ahlak anlayışına, ekonomiye  ve tabii ki adalet anlayışına ciddi eleştiriler var. Güçlünün hep kazandığı, adaletin güçlülere dokunamadığı bir dünyayı inceden inceye işler. Not: "Namuslu olmak ne zor şeymiş meğer " şiirini de okumanızı tavsiye ederim. "Atını sürüp giderken bizi yüreklendiren Sabahattin Ali'ye borcumuzu okuyarak,  çalışarak,  tartışarak ve
Kuyucaklı YusufSabahattin Ali · Doğan Yayınları · 2019210,9bin okunma
Puan vermedi·127 syf.··
Beğendi
·
2018 3. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 27 Şubat 2018 09:59
Yazarın ilk okuduğum kitabı idi.. Okula gidememesine rağmen okumaya ve öğrenmeye olan aşkı sebebiyle babasının getirdiği kitaplarla ve tabii ki de annesinin desteğiyle kendini sürekli geliştiren bir kadını anlamaya çalıştık . En sevdiklerinin ölümünden sonra sinir krizleri geçiren ve de hayatına bizim baktığımız yerden "acı" diye adlandırdığımız bir şekilde ölen kadın ... Kadınların bu zamana kadar aktif olamamasında en büyük etkenin sosyo ekonomik şartlar olduğunu ısrarla vurgular ve ne olursa olsun kadınların yazmasını, hic bir şeyden korkmadan israrla yazmalarını vasiyet bırakır adeta .. Büyük bir zihnin çift cinsiyetli olduğunu haykırır bize.Yani bir zihinde eril taraf güçlü ise oraya dişili eklemeli, tam tersi durumda ise eril taraf güçlenmeli ve ancak boyle olursa zihinde döllenme olur ve yeni fikirler ortaya çıkar der. Victoria döneminden nefret eder, o dönemin kadınlara olan baskısından, engellemelerinden her bahsettiğinde aslında günümüz ile ne kadar benzeştiğini gözlemledik ve ülkemizin bu süreçte çok da geride kaldığını tekrar anımsadık. Özgüvenini elde edememiş erkeklerin kendilerini boy aynasinda adeta kaplan gibi görmeleri için aşağılamak zorunda oldukları birine ihtiyaçlarini dile getirir, iste bu da ne yazık ki kadındır . Cünkü kadina haklari verildiginde, adına bir oda, rahat edecek kadar para verildiğinde gücü ortadadır . Kadın ve erkekteki farklılıkları küçümsemeden , bu farklılıkların bizi zenginleştirmesi dileğiyle ... Kadınlar yazmalı, yazmalı ki onun ruhu da şad olsun !
Kendine Ait Bir OdaVirginia Woolf · İletişim Kitabevi · 202148,3bin okunma
İlişkilerde faydalı bir rehber
8/10
·199 syf.··
Beğendi
·
2018 13. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 29 Temmuz 2018 13:48
Aile danışmanlığı eğitimini almama az bir zaman kala, arkadaşımın tavsiyesiyle aldığım ve okuduğum bir kitap oldu "Öfke Dansı".. Dr. Harrıet Lerner kitabında , öfkenin aslında bir çok önemli şeyin habercisi olduğu ( ihmalkarlık, incinmişlik, ilişkide kendinden çok şey feda etmişlik vb) üzerinde detaylı bir açıklama yaptıktan sonra, bu duygunun bastırılmaması , bir öcü gibi karşılanmaması, öfkelendiği için kişinin kendinden nefret etmemesi aksine bu duygunun doğru bir enerji aktarımıyla açığa çıkartıldığı ve ifade edildiği takdirde insanın hayatına olumlu getirilerinin olacağını söylüyor. Benliksizleşme, aşırı yüklenme, yetersiz yüklenme gibi kavramların ( son iki kavramı ilk defa duydum) detaylarını bizzat danışanlarıyla yaşadığı örnekler üzerinden anlatan Lerner, bu anlamda son derece pratik bilgiler vererek, okuyucunun da rahatça anlamasını, kavramasını sağlıyor. İlişkileri bir tahteravalliye benzeterek, altta kalan kişinin pes etme ve özveride bulunma yüzünden öfkesini de sürekli olarak biriktirdiğini ve bunu bazen yanlış yerlere yönlendirdiğini söylüyor. Yapılması gereken, ne olursa olsun benliksizleşmeden, ilişkilerde modelimizi gözlemlemek, açığa çıkartmak ve bunun için yapılması gerekenleri ısrarla ve sabırla yapmaya çalışmak... Her ne kadar ciddi bir direnç ile karşılaşsak da ( Virginia Satir' in de dediği gibi hayatta kalma güdüsünden de öte olan, kişinin kalıplarından, rutinlerinden çıkmama isteğidir) mevcut davranışımızı değiştirmeye olan azmimiz ve kararımız bize yardımcı olacaktır. Ailelerimizin hatta sülalemizin bir soy ağacı şablonu gibi çizelgesini çıkarmak, hikayelerini dinlemek de yaşadığımız sorunları daha iyi anlayabilmemizi sağlayacaktır. Öfkeyi bir döngü dansı olarak gören yazar , dansı kimin başlattığından ziyade bu danstan nasıl çıkarız
Öfke DansıHarriet Lerner · Varlık Yayınları · 20254,891 okunma
9/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2018 12. kitabı
·
68 günde okudu
·
Okunma: 07 Temmuz 2018 00:00
Hayata Dön …. Ne ağır bir söz aslında , içinde ne kadar çok hüzün saklı ! .. Sanki hayatta yaşamayan/yaşayamayan bir insana şefkatle, sevgiyle söylenen söz gibi.. Hayata Dön . Daha kitaba başlamadan adında hissettiğim hüzün beni ilerleyen sayfalarda da hiç bırakmadı. Kitabın ana karakteri olan Ala ‘ nın çocukluktan itibaren yaşadığı dehşet verici olayların, nasıl da bugününü etkilediğine şahit oldum. Ala’ nın hırçın, öfkeli, kendini değersiz hissettiği için tüm evrenden ve onun içinde yaşayan tüm insanlardan intikam almak için yanıp tutuştuğunu gördükçe içim sızladı. Aslında her öfke dolu insanın içinde ne çok acı var !! Ötelenen, değersizleştirilen, saygı duyulmayan dünün küçük çocukları, söyleyemedikleri, itiraz edemedikleri, baskıladıkları tüm duygularını doğru orantılı bir şekilde büyütüp, bugünün öfkeli bireyleri oluveriyorlar. Ala’ yı birazcık da olsa iyileştirebilmek, tek acı yaşayanın kendisi olmadığını ona anlatabilmek için her seansta bir hikaye anlatıyor terapistimiz.. Gerçek, yaşanmış acı dolu ama içinde başarının da olduğu hikayeler. Hitler, Freud, Katerina, Eva Peron ve Prenses Süreyya anlattıklarından sadece bir kaçı.. Ala ne oldu diye merak edenleriniz olursa , bence kitabı okuyun derim. Benim için etkileyici ve çok şey öğrendiğim bir kitap oldu.
Hayata DönGülseren Budayıcıoğlu · Remzi Kitabevi · 202014bin okunma