Çağın dayattığı ihtiyaçlara yetişebilmek için çok hızlı yaşıyoruz. Daha doğrusu yaşamıyor, koşuyoruz. Tabiatıyla günler, haftalar büyük bir hızla gelip geçiyor. Koşuşturmaktan konuşmaya ve hatta yaşamaya vakit kalmıyor. Ümitler de hayatlar da, yapay tartışmalar ve incir çekirdeğini doldurmayacak kavgalar arasında ömür yitip gidiyor.
Sayfa 148 - Panama Yayınları, Yavuz Bahadıroğlu·Kitabı okudu
Zira Orta Doğu haritası, Osmanlı Devleti'nin çekildiği günden beri kan ve barut kokuyor!
Osmanlı asırlarında ise barış ve istikrar kokuyordu.
Barış ve istikrarı özlememek mümkün mü?
Sayfa 147 - Panama Yayınları, Yavuz Bahadıroğlu·Kitabı okudu
Basiretsiz yönetimi yüzünden ülkesini İspanyollara teslim etmek zorunda kalan son Gırnata Sultanı Ebu Abdullah, gözyaşları arasında İspanya'dan uzaklaşırken ağlıyordu. Bunu gören annesi şöyle azarlamaktan kendini alamadı.
"Ağla alçak ağla! Erkek gibi vatanını savunamayana kadın gibi ağlamak yaraşır."
Hani derler ki, "Başkasının yürüyüşünü taklit edeyim derken kendi yürüyüşünü de unuttu," diye.
Aynı şaşkınlıktayız. Batılılar gibi yürümeyi bir türlü öğrenemedik. Kendi yürüyüşümüzün ritmini de unuttuğumuz için yürüyemez olduk.
Sayfa 142 - Panama Yayınları, Yavuz Bahadıroğlu·Kitabı okudu