Osmanlı Devleti’nin ikinci padişahı olan Orhan Gazi, Bursa’yı fethettiğinde o sırada hasta olan babası Osman Gazi’nin hâlini sormak için hemen yanına geldi.
Osman Gazi, 70 yaşlarına ulaşmış, hayli zayıflamıştı. Fetih haberine çok sevinip oğluna hayır duada bulundu. Gördüğü bir rüyayı, âhirete gideceği yönünde tabir ettiğinden ileri gelen kumandanlarını da huzuruna toplayıp oğluna şu vasiyetlerde bulundu:
“Oğlum! Dînî ve dünyevî her işinde dinin emrinden aslâ ayrılma. İlmiyle amel eden büyük İslâm âlimlerini ve onların sözlerini kendine rehber edin.
Cenâb-ı Hakk’ın sana ihsân eylediği nimetlerden, emrin altında istihdâm ettiklerine iyilik ve ihsanda bulunmaktan geri durma!
Reâyâ (idâren altındaki halk), Cenâb-ı Hakk’ın sana emanetidir, onların hesabını senden soracaktır. Sen adâletle hareket ederek bu emanete riâyet eyle. Her makamı, ona lâyık olana ver.
Her işinde, “Allâh’ın emrine tazim, yarattıklarına şefkat” kaidesi üzere hareket et. Askerlerini, idâren altındakileri evlat ve akraban gibi bil, nefsine revâ ve lâyık gördüğünü onlara da lâyık gör. Senden merhamet umanlara şefkatle davran.
Hizmetine yeni girenlerle, uzun müddet sana hizmet edenleri bir tutma. Münâfık ile samimi olanı birbirinden ayır. İnsanları iyiliğe sevk et!
Her hâlinde Cenâb-ı Hakk’ın rızâsını gözeterek hareket et.”
Osman Gazi, bu vasiyetlerde bulunduktan sonra âhirete irtihâl etti.
Osman Gazi, gayet cömert olup çokça sadaka verir ve yemek yedirirdi. Hattâ geride bıraktığı malı toplandığında, bunların sırf gazâ yolunda kullandığı birkaç parça silah ve hayvanlar ile fakirlere ve müsafirlere yedirmek üzere beslediği birkaç sürüden ibaret olduğu görüldü.
09 Mayıs 2024
Fazilet Takvimi
👍👍👍👍👍👍👍👍
Keferenin Başı Hamur
Türkün Başı Demirdir
Doğru Dersin Baba
Türk Dediğin
Demir Gibi Olmalı .
Demirin Paslanmayanı
Türkün Uslanmayanı
Evladır .
Ey Gidi Koca Yiğitler
Ruhunuz Şad Olsun
Mekanınız
Cennet Olsun
🌹🤲🤲🤲🤲🌹
👍👍👍👍👍👍👍👍👍
Osmanlı, "Devlet-i Ebed Müddet"e inanır. Binaenâleyh, çöküntü emarelerine rağmen dirilişin, devletin temel müesseselerine âvdet ile mümkün olabileceği düşünülür.
Elbette bu edebi bir eser değil ama iyi bir editörle kitap daha okunabilir bir hale gelebilir. Sürekli tarihler arasında geçiş takibi zorlaştırıyor. Bunun yanında hamasi yaklaşımdan uzak, kaynak belirtilerek oluşturulan bir eser olması ve Halil İnalcık tarafından ortaya çıkarılmış olması kitabı kıymetli hale getiriyor.
Her ne kadar pratikte faydasını görmüş olsalar da Osmanlı'nın hoşgörüsünün İnalcık'ın belirttiği seviyede pragmatist olmadığını düşünüyorum, zira çoğu durumda bundan fayda görmediği de satır aralarında belirtiliyor yine.
Türkmenlerin Sünni inanışa sahip olmaması ve Yavuz-Kanuni dönemlerinde Sünni olmayanlara yapılan baskı ders kitaplarında hiç geçmiyor veya başka bir deyişle söylenti şeklinde duyduğum ama pek kaynaklı olarak okumadığım bir şeydi, daha detaylı okuma yapmak iyi olabilir. Şii Türkmenlere karşı Sünni Kürtlerin desteklenmesi durumu bugünkü konjonktürde bile bir benzeri uygulanan bir politika.
Kölelik konusu malum İslam Hukuku'nda detaylı bir şekilde işleniyor ve kitabın önemli bir bölümü bunun Osmanlı'daki yansımalarına ayrılmış. Hatta bu sistemin varlığının Osmanlı'nın ayakta kalmasını sağladığı da ifade ediliyor, işin devşirme kısmı da bu açıdan düşünüldüğünde çok haksız da sayılmaz gibi İnalcık. Halil İnalcık