Fadime Yücel

Fadime Yücel
@Kafiyeci
• بسم الله الرحمن الرحيم Meşrik ve Mağrip Arasında Türk ve Müslüman
Özel'den
Puan vermedi·240 syf.··
2026 5. kitabı
Kitabın ilk başlarında "İsmet Özel böyle mi yazıyormuş, tavsiye edeceğim bir şiir kitabı değil." diyordum ta ki 1966'dan sonraki yazdığı şiirleri görene kadar. Evet, kabul edelim Özel'in üslubu biraz farklı, biraz (: 1966'dan sonraki kısmı kesinlikle tavsiye ediyorum. Ve o kısımlardan birkaç dizesiyle incelemeyi bitiriyorum. "Ay vurunca çatlatır göğsümdeki mahşeri Çünkü kavganın göbeğidir benim yerim." "Güllerin bin yıllık mezarı bendedir." "Sahibim Köroğlu'nun da sahibi değil mi?" "Gözlerim nemli değil Gözlerim namlu." "Dikkat et hiçbir şey ıslatmasın namluları" "Adına yaşamak diyoruz Düşmana inat bir gün fazla yaşamak." "Kirpiklerimin ucundaki bulutlar" "Kelimeler, bazısı tüyden bazısı demir" "Ölüyoruz, demek ki yaşanılacak" "Yaşamak Bizimçün dokunaklı bir şarkı değil ki Bu yürek gökle barışkın yaşamaya alışmış bir kere" "Şimdi sana bakıyorum Kalabalık gözlerin"
Şiir
Erbainİsmet Özel · Tiyo Yayınevi · 201211,6bin okunma
Reklam
Ahmet Hikmet Müftüoğlu - Çağlayanlar
Puan vermedi·152 syf.··
2025 20. kitabı
Genel itibariyle bakıldığında (bazı kısımları görmezden gelirsek) beğendiğim bir kitap oldu. Çağlayanlar adlı bu eseri, Ahmet Hikmet Müftüoğlu Tasvir-i Efkâr'da yayımladığı hikâyelerden seçerek meydana getirmiştir. Yazarın bir derdi var. Derler ki "Aşk ağlatır, dert söyletir." Bu dert, bu kitabın ortaya çıkmasına vesile olmuş. Müftüoğlu derdin verdiği ızdırabı şöyle ifade etmiş: "Göğsünde tutuşan gönül, gönül değil cephane oldu." İçini kavuran bu cephane "din, vatan, bağımsızlık, hürriyet, milli şuur".Tarihten ve destanlardan konuları seçerek milli bilinci uyandırmayı amaç edinmiş. Kitabın en beğendiğim pasajının giriş bölümü olduğunu söyleyebilirim. Giriş bölümünden alıntı ile incelemeye son vermiş olayım. Türk edebiyatı ve tarihe ilgi duyanların okumasını tavsiye eder, şuurlu okumalar dilerim. "Ey yurttaşım! Senin boynuna geçirilmek istenen esaret halkası ne bir gem, ne bir tasmadır. Boyunduruk altında olduğun hâlde, sen üşürken düşman ocakları için sana odunlar, sen açken düşman sofraları için sana buğdaylar taşıtacaklar. Gençleri kanda, tazeleri gözyaşında boğmak istiyorlar. Asırlardır, dinin, milletin aşkına başına yağan, sonu gelmez bir belâdır... Yurdun nihayetsiz bir Kerbelâ'dır... Memleketin, içinde cenaze namazı kılınan, cenaze duası okunan bir mabet hâlini aldı. Ne yoncan, ne yongan kaldı. Bir Allah'ın, bir de Muhammed'in kaldı."
Edebiyat
ÇağlayanlarAhmet Hikmet Müftüoğlu · Sancak Yayınları · 20202,341 okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2025 14. kitabı
Farkında olmasak da birçoğumuzun ezbere bildiği Yunus Emre şiirleri zihnimizde yer edinmiştir. Kitabı okudukça benim gibi çeyrek asrı devirmiş kişiler anlayacaktır ki; biz aslında bir Yunus Terapi ile büyümüş kişileriz (: Aramızda Yunus Emre'nin "Sarı Çiçek" ilahisini bilmeyen yoktur. Burada Yunus'un bahsettiği sarı çiçek nergis çiçeğidir. Nergis çiçeği Yunan mitolojisinde narsisizmi temsil eder. ›Mitolojik bir kahraman olan Narkissos çok yakışıklı bir avcıdır. Peri kızı Ekho bu genç avcıya ilk görüşte âşık olur. Fakat Narkissos Ekho'nun aşkına karşılık vermez ve peri kızı kara sevda ile günden güne eriyerek ölür. Olimpos dağında yaşayan tanrılar bu duruma çok kızar ve Narkissos'u cezalandırmaya karar verirler. Narkissos bir gün su içmek için nehre eğildiğinde sudaki yansımasını görür ve bu güzellik karşısında adeta büyülenir. Kendine âşık olmuştur. Yansımasını izlediği için nehrin kenarından tek bir an bile ayrılamaz. O da Ekho gibi günden güne erir, kendini seyrederek ömrünü tüketir. Öldükten sonra da vücudu nergis çiçeğine dönüşür. Bu hikâyede kendine âşık olma hali bir ceza olarak gündeme geliyor. Narkisssos'un uğradığı cezada olduğu gibi narsist kişi de benmerkezcidir, kendine hayran hatta âşıktır, kendini herkesten üstün görür. Yunus'un sarı çiçekten hareketle insanı, hayatı, ölümlüğü, cenneti cehennemi analiz ettiğini görüyoruz. Kişinin ölümlü olduğunu, kibrin ona yakışmadığını, Kabe'ye yönelmesi gerektiğini söylüyor. Çiçek üzerinden kibri alçak gönüllüğe, had bilmeye dönüştürme eğitimi veriyor. "Başın öne eğik ama kalbin Hakk'a doğru olsun. Müevazı ol, kalbini Allah'a yönelt" diyor. Burada Narkissos hikâyesindeki gibi bir cezalandırma yok. Ceza yerine insanın kendi kemalatı için bakması gereken yeri gösteriyor, egoya ve özseverliğe yönelik bir sorgulamada
Edebiyat
Yunus TerapiNevzat Tarhan · Timaş Yayınları · 2013978 okunma
İslamın Dirilişi
Puan vermedi·69 syf.··
2022 4. kitabı
Bu eserinde Sezai Karakoç üstad kendine has üslubu ile ümmeti dirilişe çağırıyor. Kitap ana hatlarıyla iki bölümden oluşuyor. İlk bölüm; İSLÂMIN DİRİLİŞİ •İslâmın Dirilişinde Avrupa'nın Durumu • İslâmın Dirilişinde Asya ve Afrika'nın •Durumu • İslâmın Dirilişinde İslâm Dünyası'nın •Durumu •Düşüncede Diriliş •İnanışta Diriliş •Edebiyat ve Sanatta Diriliş •Aksiyonda Diriliş alt başlıklardan oluşmaktadır. İkinci bölüm ise; İSLÂMIN ÇAĞRISI •İnsana Çağrı •Müslümana Çağrı •Yahudiye Çağrı •Hıristiyana Çağrı •Doğululara ve Afrikalılara Çağrı •Din ve Tanrıtanımazlara Çağrı alt başlıklarıyla çağrıda bulunmuştur. Kitaptan birkaç kesit: Dünya tarihinin bir eşini kaydetmediği bir medeniyet olan Endülüs Medeniyeti'nin katili bizzat Avrupa değil midir? Kendi hocasına saygı borcunu unutan, çömezinden sevgi beklememelidir. Dıştan gelecek bir handikapla batmamak için, Batı'yı da, Doğu'yu da iyice ve sürekli olarak gözlemek ve her vakit onlara da İslâm Ruhunu telkin etmek şart-tır. Kurtuluş için Kur'an'ın açtığı ve ışık tuttuğu her yolu denemek gerekir. Başarıyı bize bağışlamaksa ancak Allah'a aittir. Sürekli ilim çalışmaları, günlük önemli siyasî problemlerimizde bile, buradaki peykleri aracılığıyla “dış basın" denen batı kafası, bize en yarayışsız çözümü empoze eder. Sanki, biz düşünmekten korkarız da, bizim yerimize o düşünür. Asıl biz, düşünmeyi durdurduğumuzdan İslâmla olan ilişkimizi gevşettik, hatta yer yer kopardık. İslâm'a olan aşkımızı yitirdik. Düşünme bağımsızlığımızı yitirdik. İslâm aksiyonu bütün ihtişamıyla başladığı zaman, sahte aksiyon sarhoşu kapitalizm, hıristiyanlık, komünizm ve ırkçılık, aslan görmüş hayvan sürüleri gibi yuvalarına çekileceklerdir. Ordusuz savaş, başsız ordu, sabırsız zafer olmaz. Cihad, bütün dallarıyla oluşmadan, ışığa çıkmaz. Ormanı ürperten
İslâmın DirilişiSezai Karakoç · Diriliş Yayınları · 202111,7bin okunma
Puan vermedi·343 syf.··
2025 1. kitabı
"AYNI ANDA HEM AŞIRI HAREKETLİ HEM DE BOŞ BİR HAYAT YAŞIYORUZ" Kitap yüz yıl öncesinde Fransız bir rektör tarafından yazılmış olmasına rağmen okurken günümüz Türkiye'sini anlatıyor gibi hissedebilirsiniz. Toplumda üst düzey olan tembellik, iradeyi kontrol edememe, kolaya kaçma, her konuda fikri olup ama aslında hiçbir şeyi bilmeyen insanları tanımlama ve bu insanlara yol gösterme amacı var. •Başarmak için üstlendiğin işi sevmen gerekir. • Önemli eserlerin birçoğu uzun sancılı bir süreç geçirmiştir. İlgilendiğin konuyu uzun yıllar boyunca gözünün önünden ayırmaman gerekir. • Düzenli ve sürekli çalışmak çok çalışmaktan daha önemlidir. • Bu "el âlem ne der?" kaygısı onları sevecen, kibar, hiçbir özgünlüğü olmayan varlıklara, ipleri başkasının elinde olan nazik mekanik oyuncaklara dönüştürür. En korkunç anlarda bile hissettikleri sadece basmakalıp şeylerdir. • Şamata yapmanın ve düşüncesizce hareket etmenin gerçekten yaşamak sayıldığı bir ortamda, yaşama yanılsamasını en azından kendine bir ihtiyaç gibi sunmasını nasıl istersiniz? • Üzerinde tekrar durulmayan her şey, bir daha akla getirilmek istenmeyen her şey nihai bir şekilde hafızadan kaybolur )elbette ki az sayıda ki istisna hariç.) • Her birimiz tehlike anında bizi denize atacak bir akıl hocasına sahip değiliz ama ıssız bir adadan korkmamanın çok basit bir yöntemi var, asla onun yanına dahi yaklaşmamak. • Sadece hastalıktan değil rahatsızlığa yol açan kavundan da nefret etmeliyiz. • En çok boş zamanı olanlarla yapmaları gereken işleri yapacak zamanı bulamayanların aynı kişiler olması ne kadar doğru bir saptamadır. • Bize en çok zaman kaybettirenler başlanmış ve bitirilmemiş şeylerdir. Aynı anda birden fazla iş yapmamak ve o gün yapılabilecek bir işi ertesi güne bırakmamak gerekir. • Az, yemek ve az uyku. • Yatağa
İrade TerbiyesiJules Payot · Koridor Yayıncılık · 202038,4bin okunma
Reklam