Emre Gürkan

Emre Gürkan
@Kafsiel
İstanbul
İstanbul
36 okur puanı
Ağustos 2020 tarihinde katıldı
Haklıydılar, herkese korkunç derecede sevimsiz geliyor olmalıydım ve öyleydim de. Beni her zamankinden daha ürkek, daha hüzünlü, daha somurtkan kılan bu soğukluğu etrafımda çok net hissettiğimi hatırlıyorum.
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Ben hiç çocuk olmadım. Çocukluğum olmadı. Çocuksu esrimenin sıcak ve güneşli günleri; saflığın engin huzuru; evrenin gündelik keşfindeki sürprizler: Nedir bunlar? Bilmiyor ya da anımsamıyorum. Sonradan kitaplardan öğrendim bunları; şimdi ise gençlere bakarak tahminde bulunuyorum. Bu duygulan ilk kez, yirmi yaşından sonra, birkaç mutlu ateşkes ya da boş vermişlik anında hissettim ve yaşadım. Çocukluk aşktır, neşedir, kaygısızlıktır ancak ben geçmişteki kendimi hep ayrık, mahzun, düşünceli görüyorum.
Sanat gereğinden fazla gerçektir. Tam anlamıyla saftır, imbikten süzülmüş su gibi. Gerçek dediğin, tam anlamıyla gerçek kalınca, doğaya aykırı bir şeydir. Asıl dünyada bulunan şeylere zerre kadar benzemeyen soyut bir kavramdır. Doğada, esas gerçekle kaynaşmış, birbirini tutmayan bir yığın öyle saçma öğeler var ki! İşte sanat, bundan ötürü heyecan verir insana -yani gerçek hayatın tüm saçma yanlarına karışıp saflığını yitirmediği için-. Gerçekten uygulanan cinsel eğlenceler, açık saçık kitaplar kadar hiçbir zaman heyecanlandırmaz insanı.
Altı ay sonra, çocuğu. dünyaya gelecekti. İlkin tek bir göze, sonra bir göze takımı, küçük bir doku torbası, bir çeşit solucan olan; derken solungaçlı bir balığa benzeyen bir şey, Marjorie'nin dölyatağında kımıldıyordu -günün birinde bir insan olacaktı- dert çeken, haz duyan, seven, nefret eden, düşünen, anımsayan, hayal kuran, yetişkin bir insan olacaktı. Bedeninde bir tutam pelte olan bu nesne, bir tanrı uyduracak, tapacaktı bu tanrıya; bir çeşit balık olan bu nesne, yıldızlara bakacak, müzik dinleyecek, şiir okuyacaktı. Bir nesne, bir insan olacaktı; küçücük bir et parçası, bir insan bedeni, bir insan beyni olacaktı. İnsanı hayretler içinde bırakan bu yaratma süreci, gelişip duruyordu kadının içinde; ama ancak hastalığının ve yorgunluğunun farkındaydı Marjorie. Ona kalırsa, bitkinlik, çirkinlik, geleceği için sürekli bir kaygı, kafasında bir dert, bedeninde bir rahatsızlıktan başka bir şey değildi bu giz.