Altı ay sonra, çocuğu. dünyaya gelecekti. İlkin tek bir göze,
sonra bir göze takımı, küçük bir doku torbası, bir çeşit solucan olan; derken solungaçlı bir balığa benzeyen bir şey, Marjorie'nin dölyatağında kımıldıyordu -günün birinde bir insan olacaktı- dert çeken, haz duyan, seven, nefret eden, düşünen, anımsayan, hayal kuran, yetişkin bir insan olacaktı. Bedeninde bir tutam pelte olan bu nesne, bir tanrı uyduracak, tapacaktı bu tanrıya; bir çeşit balık olan bu nesne, yıldızlara bakacak, müzik dinleyecek, şiir okuyacaktı. Bir nesne, bir insan olacaktı; küçücük bir et parçası, bir insan bedeni, bir insan beyni olacaktı. İnsanı hayretler içinde bırakan bu yaratma süreci, gelişip duruyordu kadının içinde; ama ancak hastalığının ve yorgunluğunun farkındaydı Marjorie. Ona kalırsa, bitkinlik, çirkinlik, geleceği için sürekli bir kaygı, kafasında bir dert, bedeninde bir rahatsızlıktan başka bir şey değildi bu giz.