Kahveacii

3/10
·117 syf.··
2024 10. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 22 Mart 2024 23:44
Kitap bitti ama nasıl bitti… 117 sayfalık bir kitabı o kadar uzun saatlerde ve içim sıkılarak okudum ki. Bazı kitapları okuma zamanın vardır. Bu kitabı okuma zamanım gelemeyecek sanırım. Üzülerek belirtiyorum ki atlayarak okudum hep asla bir yere bağlanmıyor.
Cthulhu'nun Çağrısı Kozmik ÖykülerH. P. Lovecraft · Kapra Yayıncılık · 2022104 okunma
Reklam
8/10
·87 syf.··
2023 6. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 06 Aralık 2023 15:15
Mehmet Rauf’ un Eylül kitabını seneler önce yarısını okuduğum için hiçbir şekilde hatırlamıyorum. Yani Mehmet Rauf’un ilk okuduğum kitabı diyebilirim. Betimlemelerini, tasvirlerini çok beğendim zaten çok kısa bir kitap yarım günde bitirebilirsiniz. Kitapta Pertev Bey’in Müjgan Hanım’a duyduğu aşktan çok güzel bahsediliyor. Sadece aşık olduğu kısım biraz dayatma gibi geldi çünkü diğer karakterlerin fikir yüklemesiyle oluşan bir aşk sonrasında eşine benzerine rastlamadığı bir aşka dönüşüyor. Mutlu sonla biter mi orasını okuyunca öğrenirsiniz. Zira “Böğürtlen” diye tabir ettiği Müjgan yaşanmışlıklarından dolayı fazla çetin… O Müjgan ki eğilmez bir taş bükülmez bir demir…
Edebiyat
BöğürtlenMehmet Rauf · Kapra Yayıncılık · 20211,715 okunma
6/10
·112 syf.··
2023 4. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 07 Nisan 2023 01:01
Bana kalırsa ne bir romana ne bir öyküye ait okuduğumuz satırlar. Derin bir iç hesaplaşma ve varoluşsal bir süreç. Biraz kendinizden bir parça bulup bazende ne okuyordum ben gibi hissedebilirsiniz çünkü geçmiş mi gelecek mi bir yanılgı mı iç hesaplaşma mı hepsi birlik içinde. Bir iki yerde kızdığım kısım oldu ama İran edebiyatı hakkında fikrim yoktu, okumakta zorlandığım yerlerde oldu fazlaca ağır cümleler içeriyordu çünkü ama bir yandanda kendinizden bir şeyler bulabileceğiniz bir kitap. Çünkü her insanın yaşamının bir döneminde varoluşsal sancılar yaşayabildiğini düşünüyorum.
Edebiyat
Kör BaykuşSadık Hidayet · İthaki Yayınları · 202536,7bin okunma
9/10
·240 syf.··
2021 2. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2021 00:15
Şifre bilimci Milas Ulukan ve Şifreli dosyalar ekibinin çözümlemekte olduğu ama tesadüf eseri sanal alemde denk geldiği bir cinayet işlenir. Ve devamında İstanbul'un çeşitli noktalarına bırakılan iki cansız beden daha... Peki bu cinayetler sıradan mıdır ? Bir katil düşünün ki Kaplumbağa Terbiyecisi kostümlü ve cesetlerin yanında Batı resim sanatının öncülerinden Vincent Van Gogh ait parçalar. Peki bu olayların Osman Hamdi Bey ile alakası nedir ? İyilerin ve kötülerin iç içe geçtiği, Doğu ve Batı medeniyetlerinin harmanlandığı çok bilinmeyenli bir denkleme hazır olun ! • Konu olarak bence aşırı öğreticiydi örneğin çok üzülerek belirtmek istiyorum ki Osman Hamdi Bey'in bir tek Kaplumbağa Terbiyecisi tablosunu biliyordum. Kadıköy' ü çok seviyor olmama rağmen ilk belediye başkanı olduğunu ve Kadıköy' ün önceki adının Körler Ülkesi olduğunu bilmiyordum. Bunun yanı sıra Kaplumbağa Terbiyecisi tablosunun ne anlama geldiğini hiç düşünmemiştim. Kaplumbağaları terbiye etmenin zor olduğunu ancak tabloda ki dervişin onları müzikle terbiye ettiğini görüyoruz. Yani batı eğitimi almış doğulu sanatçı Osman Hamdi Bey tablosunda çektiği sıkıntıları resmederken şunu ekliyor; Sanat insanı tedavi eden bir şifadır. İnsanın kendi nefsini terbiye etmesi, kaplumbağaları terbiye etmesinden çok daha zordur... • Kitabı okurken keyifli bir Galip derviş dizisindeymiş gibi hissedeceksiniz kendinizi. Ben okurken bir şeyler öğrenmeyi daha çok seviyorum. Sanat tarihi adına bir şey bilmiyor oluşum beni üzdü ancak bu kitapla gerçekten kendinize bilgi katacak ve araştırmalara başlayacaksınız eminim. ✓ Alıntı: Bugün Sanatı ayrıştırırsak, yarın dünyadaki canlıları 'insan, hayvan, ağaç şeklinde sınıflandırırız. Benzer şekilde insanları da kadın-erkek diye cinsiyetçi bir yaklaşımla ayrıştırıyoruz. Peki,
İstanbul PortresiKayahan Demir · Genç Timaş Yayınları · 2024793 okunma
10/10
·408 syf.··
2021 1. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2021 20:38
Son bölümü okuduktan sonra kitabı kapatıp göğsüme bastırdım. Dışarıdan bakılınca boş ama içimde derin anlamları olan gözlerle baktım bir süre kitaba. Neden böyleyiz ? Neden kıskançlıklar, kavgalar, saçma teoriler bizleri birbirimize düşürüyor diye düşünmeden edemedim. Bu kitabı okurken kadınlara yapılanlar beni sinir krizine soktu. Çünkü şu anki dünyamızda, bizlere yapılanlarla neredeyse örtüşüyor diyebilirim. Belki de bununla yüzleşmek sinirimi bozdu. Kadın kadının dostudur. Biz birlik olduğumuzda bizi kim yıkabilir ki diye düşündüm. Konusu: Kasaba da kadınların tehlikeli bir sihri olduğuna inanıyor herkes. Ve bu sihrin erkekleri günaha, kötülüğe çekmek için kullanabileceklerine. 16 yaşına gelmiş her genç kızı bu sihirden arınması için kaçakçılarla dolu bir kampa gönderiyorlar. Böylelikle Erdem Yılı, sihirlerinden arındıracak ve onları seçen erkeklere uygun bir zevce olmalarını sağlayacak. Fakat her kız eve dönmeyi başaramıyor, tek parça olarak değil. Tierney bu olanların hiçbirine inanmıyor. Hiçbir erkeğin zevcesi olmayı istemiyor. Rüya görmeleri ve saçlarını açmaları gibi fikirlerini beyan etmeleri de yasak. Hatta erdem yılı hakkında konuşmak yasak. Bu şekilde başlıyor ama çok farklı olaylarla ve farklı bir sonuçla bitiyor. Kimseye güvenmemek gerektiği söyleniyor kitapta, birine güvenmek bu kadar acı mı ? Yinede sevgi muhteşem bir şey, her yarayı iyileştiren bir sihir. Bence bir sihir varsa o da SEVGİ. • Kitabı gözlerimde yaşlarla, boğazımda düğümle bitirdim inanın. O kadar akıcı ki hiç yormadı. Bir sürü yerin üstünü çizdim, işaretledim. Okuduğum andan itibaren hikaye beni içine çekti, kitapta olanları hayal ettim. Sayfaları heyecanla çevirdim ama bitirmekte istemedim. En çok zihnimde dönen de; Tierney diyor ki şimdi daha iyi anlıyorum bu kampta hayatta
İnsan ve Toplum
Erdem YılıKim Liggett · Yabancı Yayınları · 20221,711 okunma