Üç ayların ilki ve ikincisi olan Recep ve Şaban ayı, kutlu bir zaman dilimidir ve mü'minlerin hayatında müstesna bir yer teşkil eder. Her mü'min, bu zaman diliminin geleceği ânı heyecanla bekler/beklemelidir. Böyle bir bekleyiş bize Efendimiz'den miras kalmıştır. O (sallallahu aleyhi ve sellem), üç ayların geleceği günleri gözler ve onun gelişiyle birlikte şöyle duada bulunurdu:
اللَّهُمَّ بَارِكَ لَنَا فِي رَجَبٍ وَشَعْبَانَ وَبَلَغْنَا رَمَضَانَ "
Ya Rab! Recep ve Şaban'ı bizler için mübarek kıl ve bizi Ramazan'a ulaştır." (Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned 1/ 259; et- Taberânî, el-Mu'cemü'l-evsat 4/ 189.)
"Bir insan konfor alanının dışına çıkamıyorsa; yeni deneyimlere kendini kapattıysa, merak etmiyor, keşfetmiyorsa, geçmişte yaşıyor ve sürekli eskiyi tekrar ediyorsa işte o zaman yaşlıdır."
Ebu Sait ve Ebu Hureyre'den [radıyallahu anhuma] rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber [sallallahu aleyhi vesellem] şöyle buyurmuştur:
Allah Teala Bir müslümanın başına gelen acıyı, hastalığı, sıkıntıyı, kederi, ezayı, gamı hatta ayağına batan dikeni bile günahlarına kefaret kılar.