İnsanlar için nereden nasıl geldikleri ne kadar önemliyse, medeniyetler ve devletler için de öyledir. Gelenek, birikim demektir. Ne kadar çok tecrübe ve an'ane varsa, hayatımız o kadar zengin demektir. Gelenek bugünü yaşamaya engel değil, aksine bugünü yaşamak için elzem bir şeydir.
"Boş vakit" modern Batı medeniyetine uyar, fakat bizim medeniyet telakkimize uymaz. Çünkü müminin her yaptığını Allah için yapması beklendiğinden "boş" veya "serbest" diye adlandırılacak bir zaman dilimi de yoktur. Müslümanın dinlenirken de, çalışırken de vakti değerlidir, doludur, anlamlıdır. İslâm'da boş zaman yoktur, çünkü zaman da Allah'ın kullarına bahşettiği bir nimettir. Zaten bizler bu yüzden "boş zaman" diyerek İngilizce'de tek kelime ile ifade edilen bir kavramı iki kelime ile ifade etmek zorunda kalıyoruz. İnanan için her zaman iş zamanıdır. "Atalet", yani "hareketsizlik" ile aynı köke sahip "tatil" kavramıyla işimiz olmaz.
İnsana nisyan ile bakan onu köleleştirir, insana ünsiyet ile bakan ise onu kardeş kılar. İnsana nisyan ile bakan ırkçı olur, ünsiyet ile bakan ise ortak bağ arar. İnsana nisyan ile bakan her ilişkiyi kendi çıkarına çevirir, bunu da meşrulaştırır. İnsana ünsiyet nazarı ile bakan da çıkarlarını korur, fakat başkasını yok ederek değil. O yüzden her iki bakış da devletlerin temel perspektifi olmasına rağmen, nisyancı devletler zülüm, kölecilik, sömürgecilik, yalan ile iş görürken, insana ünsiyet nazarıyla bakanlar her türlü eksikliğe rağmen yıkıcı olamazlar. Her dinden, her dilden, her ırktan insana hayat hakkı tanırlar, hatta hürmet beslerler.
Cemil Meriç'in de dediği gibi İslâm, medeniyeti ve kültürü umran kelimesi ile birlikte ifade etmiştir.
Cemil Meriç, "kültür" kelimesinin bizim anlayışımızda bir karşılığının olmadığını söyler: "Batı'nın kültürü var, bizim ise irfanımız. Kültür, irfana göre katı ve fakir. İrfan insanı insan yapan vasıfların bütünü, yani hem ilim, hem iman hem de edep. Batı kültürün vatanı, Doğu irfanın. Ne Batı'yı tanıyoruz ne Doğu'yu... En az tanıdığımız ise kendimiz."
İrfan kelimesini anlamadan geçmişimizi, medeniyetimizi ve kimliğimizi de anlamak mümkün değil. İrfan ise sadece bilmek değildir. Önce kendini, böylece Rabb'ini tanımak demektir. Bunu bilen insan ötekini de bilir, hürmet eder. İrfan varlığıyla bilmek demektir, sadece aklıyla değil. Yani özü ile sözü bir olmak demektir.