Çünkü aşka düşen bir insanın kendi ruhunda filizlenen bu duyguyu gözlerini kapayan büyüyü bir bilgin gözüyle seyretmeye vakti yoktur kalbinin ne zaman ve nasıl hızla çarpmaya başladığını nasıl birdenbire kendini feda edebilecek kadar güçlü bağla bağlandığını nasıl kendini unutup sevgisiyle bir olduğunu zekasının nasıl uyuştuğunu ya da alabildiğine inceldiğini iradesinin düşüncesinin nasıl esiri olduğunu dizlerin nasıl titrediğini ateşinin nasıl yükselip gözlerinin nasıl yaşla dolduğunu göremez