“Vatan,” dedi, “millet, memleket! Bilirsiniz nedir vatan, millet, memleket? Bilmezsiniz. Bakarsınız suratıma şapşal şapşal. Bir vatan , bir millet ve bir memleket değildir peynir ekmek. Bir vatan, bir millet, bir memleket; bir vatan, bir millet ve bir memlekettir.
Hiddetten ağzım köpürmüşken biraz yüzüme gülüp, önüme bir bardak şekerli çay sürerek gönlümü alırsanız, belki hemen o anda yelkenleri suya indiririm. Üstelik duygulanırdım da; ama ihtimal, sonradan kendi kendime kızar, utancımdan aylarca uykularımdan olurdum. Huyum böyleydi işte.