Kimse direkt olarak kendisine acıdığını söylemez. Kendine acımanın en bildik yolu, şikâyet etmektir. Sağlıklarından, yaşama koşullarından, hastalıklarından ve insan ilişkilerinden sürekli şikâyet eden, her şeyi tenkit eden, memnuniyetsiz ve huzursuz insanlar genelde kendilerine acıyan insanlardır. Kendilerini hayatın içinde bir kurban, hep kötü şeyler yaşamış bir zavallı olarak görürler.
Ve senin, bu misafirhane-i dünyada, yolcular için böyle rahmet havuzların bulunması ve insanın seyr ü seyahatine ve gemisine ve istifadesine musahhar olması işaret eder ki yolda yapılmış bir handa, bir gece misafirlerine bu kadar deniz hediyeleriyle ikram eden zat, elbette makarr-ı saltanat-ı ebediyesinde öyle ebedî rahmet denizleri bulundurmuş ki bunlar onların fâni ve küçük numuneleridirler.
Başlayan her şey gibi sohbetleri de bitmişti. Her ikisi de kendi yalnızlıklarına çekilmek, hayatın ağırlığından dem vuran bu konuşmayı iç dünyalarında tartmak ve kaynar suya konmuş çayın demlenmesi gibi demlenmek istiyorlardı.