·
Okunma
·
Beğeni
·
1.076
Gösterim
Adı:
Münâcât
Sayfa sayısı:
63
Format:
Karton kapak
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Envar Neşriyat
Baskılar:
Münacat
Münâcât
Münacat Risalesi
Münâcât
Allah’ın varlığı, birliği, rububiyeti, kudretinin büyüklüğü, rahmetinin genişliği, hâkimiyeti, ilim ve hikmetinin herşeyi içine alması gibi en mühim iman esas­larını hârika bir îcaz içinde, fevkalâde bir kat’iyet ve hâlisiyet ve yakîniyet ile isbat eder. Öldükten sonra dirilmeye dair delilleri çok kuvvetlidir.
184 syf.
·1 günde
Risale-i Nur külliyatının Şualar isimli kitabında 3. Şua bölümünde yer alan ve dualardan oluşan, müstakil olarakta yayınlanmış bir eserdir Münacat.

Diğer dua kitaplarından farklı olduğu nokta ise; Bediüzzaman’ın, mevcudat ve mahlukatı Yaratıcının varlığının ve birliğinin zaruri oluşuna dair beden ve hal lisanıyla ettikleri şahitlikleri zikrederek dua etmesidir. Dolayısıyla bu dua kitabını okurken, kainattaki değişim ve dönüşümlerde Allah’ın varlığını ve birliğini nasıl okuyabileceğimizi görerek inancımızı kuvvetlendirebiliriz. Ayrıca her bir duanın başında, edilen duayla ilgili olarak Allah’ın farklı isimlerinin zikredilmesiyle, bu isimleri öğrenmiş ve kainattaki ilahi faaliyetlerde Allah’ın hangi isimlerinin nasıl tecelli ettiğini anlamış oluruz.

Hasılı kelam, Bediüzzaman’ın ifadesiyle her bir risale yazılmış olduğu makamla ilgili bir üstünlüğe ve ayrıcalığa sahiptir.
Münacat isimli eser de okuyucusuna bunu fazlasıyla hissettiriyor.
Bol istifade ve istifazalı okumalar dilerim.
63 syf.
"Ey bizi nimetleriyle perverde eden Sultânımız! Bize gösterdiğin nümûnelerin ve gölgelerin asıllarını, menbalarını göster. Ve bizi makarr-ı saltanatına celbet. Bizi bu çöllerde mahvettirme. Bizi huzuruna al. Bize merhamet et. Burada bize tattırdığın leziz nimetlerini orada yedir. Bizi zevâl ve teb'îd ile tâzib etme. Sana müştak ve müteşekkir şu mutî râiyetini başı boş bırakıp îdam etme."

* * *

"Yâ Rab! Kusurumuzu affet. Bizi, kendine kul kabul et. Emanetini kabzetmek zamanına kadar, bizi emanette emin kıl. Âmîn!.."

* * *

Münâcât
63 syf.
·Beğendi
Allah'ın varlığı, birliği, rububiyeti, kudretinin büyüklüğü rahmetinin genişliği hakimiyeti, ilim ve hikmetinin herşeyi içine alması gibi en mühim iman esaslarını harika bir icaz içinde, fevkalede bir ka'tiyet ve halisiyet ve yakiniyet ile isbat eder.
Öldükten sonra dirilmeye dair delilleri çok kuvvetlidir.
71 syf.
·3 günde·9/10 puan
Münacat : Sözlükte “fısıldamak” anlamındaki necv kökünden türeyen münâcât “fısıldaşmak ve bir sırrı paylaşmak” demektir; genellikle “yalvarmak, yakarmak, dua ve tazarruda bulunmak” mânasında kullanılır. Edebiyat terimi olarak daha çok Allah’a yakarış maksadıyla yazılmış manzum ve mensur eserleri ifade eder. 
Kitabın ismi benim nezdimde kulluğun sırrı. Üstad Hazretleri, Rabbimize, hepimizin adına Münacatta bulunuyor. Münacatta bulunurken Allah'ın birliğine işaret eden delillerle birlikte yakarıyor Rabbimize. Dua ediyorsunuz dua ederken onun vahdetine işaretlerle dua ediyorsunuz.
Allah'ın varlığına,
Peygamberin hak olduğuna,
Kâinatın bir amaç uğruna yaratıldığına,
İman edip Rabbimize kulluğumuzun itarafında bulunuyoruz.
Öyle dünyalık şeyler için değil de sadece onu ve onun yarattığı şeylerin farkında olup münacat etmek en güzel şey vesselam..
Ayrıca fark ettim ki Münacat Risalesi aynı zamanda Risale-i Nur Külliyatı'nın fihristesi hükmünde.
Allah okuduğumuz onca satırların ardından istifade edebilmeyi nasip etsin.
Amin..
İnsanlar fıtraten Hálıkını pek ciddi severler ve Hálıkları onları hem sever,hem Kendini onlara her vesile ile sevdirir ve insanın istidâdı ve cihâzât-ı mâneviyesi, başka bir bâki âleme ve ebedi bir hayata bakıyor... Ve insanın kalbi ve şuûru, bütün kuvvetiyle beka istiyor..ve lîsânı,hadsiz dualarıyla beka için Hálıkına yalvarıyor.
Yâ Rabbî ve yâ Rabbe's-Semâvâti ve'lAradîn! Yâ Hàlıkî ve yâ Hàlık-ı Külli Şey!

Gökleri yıldızlarıyla, zemini müştemilâtıyla ve bütün mahlûkatı bütün keyfiyâtıyla teshir eden kudretinin ve iradetinin ve hikmetinin ve hâkimiyetinin ve rahmetinin hakkı için, nefsimi bana musahhar eyle ve matlûbumu bana musahhar kıl! Kur'ân'a ve îmâna hizmet için, insanların kalblerini Risale-i Nur'a musahhar yap! Ve bana ve ihvanıma, îmân-ı kâmil ve hüsn-ü hâtime ver. Hazret-i Mûsa Aleyhisselâm'a denizi ve Hazret-i İbrahim Aleyhisselâm'a ateşi ve Hazret-i Dâvud Aleyhisselâm'a dağı, demiri ve Hazret-i Süleyman Aleyhisselâm'a cinni ve insi ve Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm'a Şems ve Kamer'i teshir ettiğin gibi, Risale-i Nur'a kalbleri ve akılları musahhar kıl! Ve beni ve Risale-i Nur Talebelerini, nefis ve şeytanın şerrinden ve kabir azabından ve Cehennem ateşinden muhafaza eyle ve Cennetü'l-Firdevs'te mes'ud kıl! Âmîn, âmîn, âmîn!..

سُبْحَانَكَ لاَ عِلْمَ لَنَٓا اِلاَّ مَا عَلَّمْتَنَٓا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَل۪يمُ الْحَك۪يمُ

وَ اٰخِرُ دَعْوٰيهُمْ اَنِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ

Risale-i Nur-Münâcât/39
Hem, bu dünya hanında misafir yolcular için, koca dağları levâzımatlarına ve istikbaldeki ihtiyaçlarına muntazam ihtiyat deposu ve cihâzât anbarı ve hayata lüzumu olan çok definelerin mükemmel mahzeni olmak cihetinde işaret, belki delâlet, belki şehâdet eder ki; bu kadar Kerîm ve misafirperver ve bu kadar Hakîm ve şefkatperver ve bu kadar Kadîr ve rubûbiyetperver bir Sâni'in, elbette ve herhalde, çok sevdiği o misafirleri için, ebedî bir âlemde, ebedî ihsanatının ebedî hazineleri vardır. Buradaki dağlara bedel, orada yıldızlar o vazifeyi görürler.


Risale-i Nur-Münâcât/23
Ey şiddet-i zuhûrundan gizlenmiş ve ey kibriyâ-yı azametinden tesettür etmiş olan Sâni-i Hakîm ve Hàlık-ı Rahîm!

Bütün eşcâr ve nebâtâtın, bütün yaprak ve çiçek ve meyvelerin dilleriyle ve adediyle; Seni kusurdan, aczden, şerikten takdis ederek hamd ü senâ ederim.


Risale-i Nur-Münâcât/27
Ey şiddet-i zuhûrundan gizlenmiş ve ey kibriyâ-yı azametinden tesettür etmiş olan Sâni-i Hakîm ve Hàlık-ı Rahîm!

Bütün eşcâr ve nebâtâtın, bütün yaprak ve çiçek ve meyvelerin dilleriyle ve adediyle; Seni kusurdan, aczden, şerikten takdis ederek hamd ü senâ ederim.
Hazret-i Mûsa Aleyhisselâm'a denizi ve Hazret-i İbrahim Aleyhisselâm'a ateşi ve Hazret-i Dâvud Aleyhisselâm'a dağı, demiri ve Hazret-i Süleyman Aleyhisselâm'a cinni ve insi ve Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm'a Şems ve Kamer'i teshir ettiğin gibi, Risale-i Nur'a kalbleri ve akılları musahhar kıl! Ve beni ve Risale-i Nur Talebelerini, nefis ve şeytanın şerrinden ve kabir azabından ve Cehennem ateşinden muhafaza eyle ve Cennetü'l-Firdevs'te mes'ud kıl! Âmîn, âmîn, âmîn!..

Risale-i Nur-Münâcât/39
"Ey bizi nimetleriyle perverde eden Sultânımız! Bize gösterdiğin nümûnelerin ve gölgelerin asıllarını, menbalarını göster. Ve bizi makarr-ı saltanatına celbet. Bizi bu çöllerde mahvettirme. Bizi huzuruna al. Bize merhamet et. Burada bize tattırdığın leziz nimetlerini orada yedir. Bizi zevâl ve teb'îd ile tâzib etme. Sana müştak ve müteşekkir şu mutî râiyetini başı boş bırakıp îdam etme."


Risale-i Nur-Münâcât/48
Ey şiddet-i zuhûrundan gizlenmiş ve Ey azamet-i kibriyasından perdelenmiş olan Zât-ı Akdes!

Bütün zîruhların tesbihâtıyla Seni takdis etmek niyet edip

سُبْحَانَكَ يَا مَنْ جَعَلَ مِنَ الْمَٓاءِ كُلَّ شَيْءٍ حَىٍّ

diyorum.


Risale-i Nur-Münâcât/33
Ey Vâcibü'l-Vücud!
Ey Vâhid-i Ehad!
Bu hârika yıldızlar, bu acib güneşler, aylar; senin mülkünde, senin semavatında, senin emrin ile ve kuvvetin ve kudretin ile ve senin idare ve tedbirin ile teshir ve tanzim ve tavzif edilmişlerdir.
Bütün o ecram-ı ulviye, kendilerini yaratan ve döndüren ve idare eden bir tek Hâlık'a tesbih ederler, tekbir ederler, lisan-ı hal ile "Sübhanallah, Allahu Ekber" derler.
Ben dahi onların bütün tesbihatıyla seni takdis ederim.

(Münacat)
Münacat - 11
Ve hiçbir yıldız yoktur ki; mevzun hilkatiyle, muntazam vaziyetiyle ve nuranî tebessümüyle ve bütün yıldızlara mümaselet ve müşabehet sikkesiyle senin haşmet-i uluhiyetine ve vahdaniyetine işaret ve şehadette bulunmasın.
Ve oniki seyyareden hiçbir seyyare yıldız yoktur ki; hikmetli hareketiyle ve itaatli musahhariyetiyle ve intizamlı vazifesiyle ve ehemmiyetli peykleriyle senin vücub-u vücuduna şehadet ve saltanat-ı uluhiyetine işaret etmesin!..

(Münacat)
Münacat - 8
Evet gökler; sekeneleriyle, herbiri tek başıyla şehadet ettikleri gibi, heyet-i mecmuasıyla derece-i bedahette, -ey zemin ve gökleri yaratan yaratıcı!- senin vücub-u vücuduna öyle zahir şehadet.. -ve ey zerratı, muntazam mürekkebatıyla tedbirini gören ve idare eden ve bu seyyare yıldızları manzum peykleriyle döndüren, emrine itaat ettiren!- senin vahdetine ve birliğine öyle kuvvetli şehadet ederler ki, göğün yüzünde bulunan yıldızlar sayısınca nurani bürhanlar ve parlak deliller o şehadeti tasdik ederler.

(Münacat)
Münacat - 9

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Münâcât
Sayfa sayısı:
63
Format:
Karton kapak
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Envar Neşriyat
Baskılar:
Münacat
Münâcât
Münacat Risalesi
Münâcât
Allah’ın varlığı, birliği, rububiyeti, kudretinin büyüklüğü, rahmetinin genişliği, hâkimiyeti, ilim ve hikmetinin herşeyi içine alması gibi en mühim iman esas­larını hârika bir îcaz içinde, fevkalâde bir kat’iyet ve hâlisiyet ve yakîniyet ile isbat eder. Öldükten sonra dirilmeye dair delilleri çok kuvvetlidir.

Kitabı okuyanlar 173 okur

  • Songül Babacan
  • ayşe can
  • fatma
  • İsmail akgün
  • Raنa
  • E. Said Coşkun
  • ⠀Noor ⠀ོ⠀ ⠀
  • Yusuf
  • şahsimalumat
  • Müderrise

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%17.5 (11)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0