Bu sırada bir baykuşa benzemiştim ama iniltilerim boğazımda kalmıştı. Kan lekeleri şeklinde tükürüyordum onları. Belki baykuşun da bir hastalığı vardır; benim gibi düşünüyor. Duvardaki gölgem tıpatıp baykuşa benziyordu; eğilmiş, yazdıklarımı dikkatle okuyordu. Kesinlikle iyi anlıyordu. Sadece o anlayabilirdi. Göç ucuyla gölgeme bakacak olsam, korkuyordum.
Ebedilik nedir? Benim için ebediliğin anlamı Suren ırmağı kıyısında o şırfıntıyla körebe oynamak, sadece bir an gözlerini kapamak, başımı onun eteğinde saklamak.