Kamile

Bu sırada bir baykuşa benzemiştim ama iniltilerim boğazımda kalmıştı. Kan lekeleri şeklinde tükürüyordum onları. Belki baykuşun da bir hastalığı vardır; benim gibi düşünüyor. Duvardaki gölgem tıpatıp baykuşa benziyordu; eğilmiş, yazdıklarımı dikkatle okuyordu. Kesinlikle iyi anlıyordu. Sadece o anlayabilirdi. Göç ucuyla gölgeme bakacak olsam, korkuyordum.
Sayfa 72
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Gölgem vücudumdan daha gerçekti. Ivır zıvır satan ihtiyar, kasap, dadım, şırfıntı karım, hepsi benim gölgelerimdi; aralarında hapsolduğum gölgeler.
Sayfa 71
Ebedilik nedir? Benim için ebediliğin anlamı Suren ırmağı kıyısında o şırfıntıyla körebe oynamak, sadece bir an gözlerini kapamak, başımı onun eteğinde saklamak.
Sayfa 71
Ama benim ona duyduğum aşk başka bir şeydi.
Sayfa 68