Aynanın karşısında söylemiyordum kendi kendime:
" Senin derdin o kadar derin ki, gözlerinden belli oluyor. Ağlayacak olsan, gözyaşı gözlerinin derinliklerinden gelir; belki hiç gelmez!"
Hiç kimsenin başına gelmedi mi acaba? Hani kişi ansızın, hiçbir sebep yokken düşünceye dalar, öyle derin düşünceye dalar ki, zamanı, mekânı unutur, neyi düşündüğünü bile bilmez. Daha sonra kendi dış dünyasına tekrar aşina olmaya çalışır. İşte bu, ölümün sesidir.
Sadece ölüm yalan söylemez! Ölüm geldi mi, bütün kuruntuları yok eder. Biz ölümün çocuğuyuz . Dünyanın aldatmacalarından bizi ölüm kurtarır. Hayatın içinden bize seslenir, yanına çağırır.