Selçukilerden hiç bir kimse sultan Muhammed'in bıraktıgı kadar altın ,gümüş ve ev eşyası bırakmamıştır.Işte bu malları,elde ettiler ve paylaştılar,iki aydan az bir zaman da hazineyi bomboş bıraktılar. Altınlar bittikten sonra,gümüşlerin mührünü bozarak onları da dağıttılar. Kârlı muamele yolları buldular, o gümüşleri altına talvil ettiler. Sonra dökme ziynet eşyasına ve kap kacağa el uzattılar. Sonra sıra ile mücevharatı,elbiseyi,kırda otlıyan arap atlarını,sonra develeri paylaştılar,koyunlara, koçlara ve keçilere varıncaya kadar hiç birşey birakmadilar. Mamur olan devleti bu suretle çırçıplak bir hale koydular. Zenginlikten sonra fakirlendirip bel kemiğini kırdılar.
ENÛŞİREVAN; bu Sultan 'a (Melikşah oğlu Muhammed) son derece taassub ediyorum,av köpeklerini ve parslarını seçmek hususunda cok itinalıdır.Onlardan ancak maksada elverişli gördüklerini araştırır,av köpeginin soyunu sopunu,kimden çıkmış kimin eline geçmiş oldugunu araştırır. Şu halde neden kendi divanı ve hükümet makamları için ,muktedir fazıllardan, fâzıl sadırlardan,hoş kokusu dağılan, gitdikçe iyiligi artan, aslı kerim, şerefi kâdim,tuttuğu yolu müstakim kimseleri seçmiyor...
Ebu Tahirinilhatuni ; vezirimiz eşek idi,geçti gitti. Fakat onun gitmesile devlete hiçbir eksiklik gelmedi.Bununla beraber,devletimizin sadırları içinde, bu eşeğin yerini tutacak (bu eşeğe bedel) yoktu
Sultanım efendim,aşkının derdiyle biz öldük gidiyoruz;lâkin adına gönül dedikleri bir delimiz vardı,senin mahallende kaldı,artık onu hoş tut,garbindir...
"Ya Ali;evvela kendine bir arkadaş bul,sonra yoluna devam et."buyurur.
Hz.Ali:"Nasıl bir arkadaş?"diye sorunca Resulullah: "Sana bilmediğini öğretecek, ayağın kayınca tutup kaldıracak, yaşayışıyla sana örnek olacak bir kişi. "buyurur.
Bunun üzerine Hz Ali:"Öyle bir arkadaş ancak sen olursun Ya Resûlallah." diye cevap verir.