Kuş Yürekli

Kuş Yürekli
@Karagozfatma
Kaybolmuş zincirler arasında okudukça kanatlarım güçlendi. Her bir kitap kafesimi dünyaya açtı. Kitaplarım bu yolda özgürlüğe doğru giderken bana yoldaş oldu. Yüreğim kuş misali uçup gidiyor uzaklar diyarlara.
öğretmen
üniversite
Adana
Adana
46 okur puanı
Eylül 2020 tarihinde katıldı
Puan vermedi·416 syf.··
2025 16. kitabı
Bazı kitaplar vardır ömrünüz de iki defa okumanız gereken. İşte bu kitapta tam öyle bir kitap. Gerçekten okuduğum en iyi kitaplardan biriydi. Nietzsche ve Dr. Bruer’in arasında geçen diyaloglarla kitabı bir noktadan başka noktaya taşıyan bir anlatım olmuş. “İnsanın içinde gerçekten boğulabileceği bir deniz var mıdır...?” Ünlü bir doktor olan Dr. Bruer o dönemde ruhsal rahatsızlıklarla ilgileniyor ki zaten günümüzde de psikianalizin kurucusu olarak bilinir. Kendisine bir gün çok güzel bir kadın gelir ve dostu için yardım ister. Dr. Bruer bu teklifi düşünmeden kabul eder. Tabi onu neyin beklediğinden tam olarak haberi yok. Çünkü hastası Nietzsche’dir. En başta da dediğim gibi kitap ikisinin diyaloglarıyla ilerler. Bu konuşmalar esnasında derin analizlere, düşüncelere dayanır. Kitabı okuduğunuz her satır size ayrı bir noktaya götürüyor. Onu iyileştirmek isterken Dr. Bruer kendisi hasta olduğunu fark ediyor. Kitabın sonlarına doğru elimden hiç bırakamadım ve bitmesini istemedim. Gerçekten okumanız gereken önemli kitaplardan biridir, tavsiye ediyorum. “Bütün hayatım bir seyahate dönüştü ve hep dönüp geldiğim, evim diyebileceğim tek yer, hastalığım..”
1000 Kitap
Nietzsche AğladığındaIrvin D. Yalom · Ayrıntı Yayınları · 202470bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·520 syf.··
2024 5. kitabı
“Hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum. Bilseydim bu mutluluğu koruyabilir, her şey de bambaşka gelişebilir miydi? Evet bunun hayatımın en mutlu anı olduğunu anlayabilseydim, asla kaçırmazdım o mutluluğu..” Orhan Pamuk’un bende yeri bambaşkadır çünkü ilk kitap tutkunluğum onunla başladı. Onun eseri, kalemi, beni kitaba çekmesi.. Hepsinin duygusu tarifsiz. Birçok yerde gördüğüm Masumiyet Müzesi’ne en sonunda başladım. Benim için uzun soluklu bir kitap oldu. Okudukça okumak istememe rağmen bitirmem zaman aldı. Kitabın içeriğini gelecek olursak, kahramanımız Kemal’in derin, tutkulu, takıntılı bir aşkını anlatıyor. Ama sadece bir aşk kitabı gibi görünmesin. İçeriğinde 1970’li dönemin koşulları, namusa bakışları, toplumun ilişkilere bakış açısı, o dönemde var olan kesimlerin düşünceleri.. Geniş bir yelpazede ele alıyor. Romanda Kemal’in Füsun’a karşı olan sevgisi, aşkı çok başka şekilde ele alınıyor. Bu şekilde bir aşkın imkansızlığını düşünebilirsiniz ama bir süre sonra gerçeklik payına da sığınıyorsunuz. Çok derin duyguları derin bakış açısıyla ele alıyor. Betimlemesi, olay örgüsü, herbir karenin oluşması bir roman olamayacak kadar gerçekçi.. O an orada olup Kemal’in gözünden yaşıyorsunuz duyguları.. Tabi kitabı uzunca anlatmak isterdim ama bu keyfi okuyarak siz yaşamalısınız. Gerçekten pişman olmayacaksınız. Ama sakin bir kafayla okumalısınız o zaman ne okuduğunuzu anlarsınız. “Onun için aşk bir insanın uğruna bütün hayatını verebileceği, her şeyi göze alabileceği bir şeydi, evet. Ama hayatta da bir kere olurdu ancak.” Şimdiden Keyifli Okumalar
1000 Kitap
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,5bin okunma
Puan vermedi·416 syf.··
2023 5. kitabı
Dünya da yaşıyorsanız ve hangi dönemde olursanız olun bazı şeylerin değişmediğini sadece kılıfa büründüğünü görebiliyorsunuz. Bir Kimya Meselesi kitabı da bunu tekrar görmeme vesile oldu. İçeriğine değinmeden önce kitabın bu kadar kısa zamanda bitmesine üzüldüğümü söylemek isterim. Tadı damağımda kalan bir kitap oldu. İki gün içerisinde ki yavaş yavaş okumama rağmen kitabın kurgusu beni kendisiyle sürükledi. İçeriğine gelecek olursak 1960’lı yıllarda yaşamış olan bir kimyager kadının hayatını anlatıyor. Elizabeth Zott.. Tabi çok klişe bir tema olarak gelmesin. O dönemde cinsiyet ayrımının hat safhada olduğunu bilirsiniz. Çünkü kadınlar her zaman geri planda kalmış. Karakterimiz de bununla baş etmeye çalışıyor. Daha küçükken anne babasının iyi birer ebeveyn olmadığını görüyor. Onun yetişmesinden hep abisi sorumlu olmuş ama erken yaşta abisinin kaybını yaşıyor. Bu süreçten sonra her şey daha da zorlaşıyor. Ordan oraya savrulurken zeki, çalışkan, diğer insanlardan daha farklı ve Nobel ödüllüne aday gösterilen Calvin Evans’la tanışıyor. Bir tabir vardır ‘iki elmanın yarısı’ diye işte onlarda tam olarak böyle oluyorlar. Birbirlerini gerçek anlamda çok sevip çok şey paylaşıyorlar. Ama Elizabeth’in kötü talihi peşini bırakmıyor ve Calvin’i kaybediyor. Ondan geriye sürpriz bir hediye kalıyor. Sürpriz hediyeyi söylemeyeceğim tabiki okuyup siz kendiniz görün ve bundan sonraki sürece şahit olun. Kitabı gerçek anlamda çok sevdim. Akışkanlığı, teması, betimlemesi hepsi ayrı bir bütündü. Sıkılacağınızı düşünmüyorum bence sizde beğeneceksiniz. Keyifli Okumalar
Bir Kimya MeselesiBonnie Garmus · Altın Kitaplar · 20233,992 okunma
Puan vermedi·687 syf.··
2023 4. kitabı
DOSTOYEVSKİ/ SUÇ VE CEZA Dostoyevski’yi hepiniz duymuşsunuzdur. Onun kalemi, ç betimlemesi birçok yazardan farklı. Kitabı okuduğunuz zaman ister istemez o döneme gidip o karaktere bürünüyorsunuz. Suç ve Ceza romanın içeriğine bakacak olursak, baş karakterimiz Raskolnikov ailesinden uzakta hukuk okulu okulan bir genç. Babasını kaybettikten sonra aile olarak maddi durumları gittikçe daha da kötüye gidiyor. Bu yüzden geçimini kıt kanat yapmaya çalışıyor. Yeri geliyor günlerce yiyecek yemek bile bulamıyor. Bu dönemin vermiş olduğu zorlukların altında okulu da bırakıyor. Elinde para kalmayınca annesinin değerli eşyalarını rehin ettiriyor. Rehin verdiği kişi (İvanovna, tefeci kadın) birçok insandan mallarını düşük fiyata alıp sonradan onlara vermiyor ve eşyalarına el koyuyor. Raskolnilov kadının bu adeletsiz tarafından iğrenir onu öldürmeye karar verir ve onu öldürür de. Tabi bu sırada istemediği ikinci cinayeti de işler. Bundan sonra hayatı tam bir kaos ve cehenneme döner. Kitap her açıdan ilgi çekici ve sizi fazlasıyla düşündürüyor. Kendisi bu kadını öldürerek adaleti sağlayacağına inanıyordu. Birçok insan bu durumdan kurtulacaktı. Ama gel gör ki cinayeti işledikten sonra işler hiç öyle olmadı. Uzun uzun sayıkmalar, baygınlık halleri bırakmadı karakterimizi. Hatta bazı zamanlarda gerçek dünyayla hayal dünyasını ayırt bile edemeyecek duruma geliyordu. O kitabın sonuna kadar işlemiş olduğu cinayetinin haklılık payından hiç vazgeçmedi ona göre bu kadını öldürerek halka faydalı bir iş yapmıştı. Aslında böyle karakterde bir insanın nasıl soğuk kanlılıkla cinayet işleyebileceğini hala aklım almıyor. Her ne kadar da haklı da olsa kadını öldürerek bütün kötü insanları yok edemezdi. Aslında oda bunun farkındaydı ama dönemin koşulları, yoksulluk, boşluklar onu bu duruma
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,5bin okunma
Puan vermedi·400 syf.··
2023 3. kitabı
GÜLSEREN BUDAYICIOĞLU/ HAYATA DÖN “İnsan kaderini değiştirebilir mi? insan kaderinin bir kısmını zaten kendisi yazar. Ben kaderimi kendim yazmadım... Bana kalsa.. hiç böyle yazmazdım ...” Sevginin olmadığı bir yerde çiçek bile yetişmez.. Yetişti diyelim tam anlamıyla sağlıklı bir bitki olmayacak, sürekli yaprakları sararacak, görüntüsü çirkinleşecek. İşte bu kitapta tam olarak bu düzen üzerine kurulu bir hayat öyküsünü barındırıyor. Zaten yazarımızın birkaç kitabını okumuştum az çok onun tarzını, konuyu ele alış şeklini biliyorum. Betimlemeleri, seçtiği sözcükler, anlatım şekli gerçekten yerli yerinde. Herhangi bir yerde takılıp kalmıyorsunuz. Ki olay örgüsü bile buna izin vermiyor. Kitabımız bir genç kızın hayat hikayesinden bahsediyor. Çirkin mi çirkin hırçın mı hırçın çocuk mu çocuk bir genç kız.. Onu bu noktaya getiren içinde büyümüş olduğu ailesi. Otoriter bir babaanne ve ona itaat eden onun sözünden çıkmayan bir anne ve aklı bir karış hava da olan babaya sahip kız. O küçükken bu evde akıl almayacak derece de olaylar yaşıyor tabi bu yaşadıkları sadece o evle sınırlı kalmıyor. Anne babasıyla tek gittikleri evde de annesi tarafından çok şiddetli işkencelere maruz kalıyor. Böyle bir ortamda sağlıklı bir birey beklemek akıl alacak gibi değil. O bu dünyaya kız olarak geldiği için zaten kaybetmişti. Daha ilk doğduğu andan itibaren sevilen bir çocuk olmadı. Kimse onun başını okşamadı, kimse onunla ilgilenmedi. Oda bu sevgisizliği yalnızlığı derslerine verdi ve okuduğu okullarda birincilikle bitirdi hep. Ama işte bu hiçbir zaman yeterli olmadı, okul zamanında bir tane bile arkadaşı olmadı hiç. Artık tüm çareler tükenince yazarımıza geliyor. Oda bu zorlu hastayı baştan sona açmaya çalışıyor ama o kadar da kolay olmuyor. İşi çok ama çok zor.. Ben çok beğendim kitabı
Hayata DönGülseren Budayıcıoğlu · Remzi Kitabevi · 202014bin okunma