Orhan Kemal'in 'ağlayarak yazdım' dediği romanı El Kızı.
Selam arkadaşlar öncelikle bu kitabı okurken sinir krizi geçirdiğimi söylemek istiyorum, yeşilçam filmlerini aratmayan bir kurgu okuyoruz. Orhan Kemal'den okuduğum ilk eser. Yazar zaten toplumsal gerçekçiliğe önem veriyor ve bunu eserlerinde de görüyoruz.
Eserde ana karakterler Mazhar, Nazan, Hacer.
Mazhar, eşi ve annesi arasında kalan önceleri çaresiz hisseden daha sonra kendince çıkış yolları arayan bir karakter. Nazan kaynanası tarafından hiç sevilmeyen hor görülen, kıskanılan sessiz sedasız bir gelin. Hacer ise gelinine dünyayı dar eden kıskanç manipülasyoncu bir kaynana.
Yani bu kaynanayı şöyle açıklayayım; oğlu, (yani Mazhar) gelini Nazan'a yüzük aldı diye dünyaları yıkıyor. Sanane be kadın diye diye çevirdim sayfaları.
Şimdi karakterlerden de anlayacağınız üzere yeşilçam filmi izliyor gibi oluyorsunuz, oldukça akıcı ve temposu hiç düşmeyen bir kitap. Okurken sürekli öfkem hakimdi. Kadının toplumdaki yeri, kadına bakış açısı, gelin kaynana olayları, Türk edebiyatının klasik kurgularından.
Detay vermek istemiyorum ancak bu üç karakter çıkış yolu arıyor kendilerince, her birinin kendince problemleri var her ailede olduğu gibi. Aslında Orhan Kemal gerçekten topluma ışık tutmuş bu eserinde, klasik diyoruz ama günümüzde hala böyle hayatlar var bence.
Nazan kaynanasıyla nasıl başa çıkıyor?
Mazhar annesinin kıskançlıklarıyla savaşırken bir yandan eşiyle diğer çiftler gibi normal bir hayat yaşamak istiyor, ancak annesi gibi bir kadınla asla mümkün değil, kendince o da yanlışlar yapıyor... Ve tesselliyi başka kadınlarda arıyor... Yine yine yine çaresiz, aşağılanan hep kadın oluyor. Ben o yüzden böyle eserleri pek okuyamıyorum artık yetti bana :)
Şimdi tavsiye ediyor muyum etmiyor muyum kısmına geliyim bu
Belki saçma bir ileti olacak ama merak ettim. Elinizde bir hoparlör olsa ve bunu tüm dünya duyacak olsa hangi şarkıyı dinletmek isterdiniz? Merak edenler için buyrun bu ileti altına bekliyorum teşekkürler şimdiden 🥲💐