Her şeyin geçip gittiğine, yaşadıklarımızın geçmişte kaldığına kim inandırabilir bizi?
Anılarımızı avuç dolusu su gibi her sabah yüzümüze çarpmanın işe yaramayacağına kim inandırabilir?
Bir yanımı burada, bu insanlara bıraktım.
Korktum onların yanında kendimi ele vermekten.
Yanlarında ruhumu, düşüncelerimi, duygularımı taslakların içine yerleştirdim, çerçeveledim.
Bir yanım çekip gitti, o ibret verici karanlık öykülere.
Bu yüzden bu ikiye bölünmüşlük ve hiçbir yere tam ait olamayış yüzünden, çok aşağıladım kendimi, çok kınadım.
O çok tanıdık ama çok uzak insanlar kırılmasın diye, hep ikiye böldüm kendimi...