"Hiçbir şey işe yaramıyormuş gibi göründüğünde, gidip önündeki kayayı parçalamaya çalışan bir taş kırma makinesine bakarım. Belki de bir çatlak bile oluşmadan yüz kez darbe indirmek zorundadır. Ancak yüz birinci darbede taş ortadan ikiye ayrılır ve ben bunu başaranın son darbe değil, öncesinde inen darbelerin hepsi olduğunu bilirim."
"Saadet, sizin için daima aranan, ama hiç bulunmayan bir şeydir. Onu bulsanız bile kaybetmekten korkar, asla tadına varamazsınız. Beşikten mezara kadar süren bir aramaktır yaşamanız. Arandığınızı hissettiğiniz anda da kaçar saklanırsınız. Çünkü sizi arayan çoğu zaman aradığınız değildir. Bulamayacağınıza öylesine inanmışsınızdır ki! Sanki bulduğunuz anda her şey bitiverecektir, hiçbir manası kalmayacaktır yaşamanın. Varlığınız aradıkça büyür, arandıkça küçülür.(...) Saadetin alındığı kadar verilebileceğine de inanmazsınız. Alışverişini yaptığınız tek şeydir keder."