Vapurun küpeştesinden bakarken, aslında bir şehirden değil, hiçbir zaman unutamayacağını bildiği bir kadından ayrıldığını fark ediyordu.
...Hayatından çı-kardığı kadını, ruhunun derinliklerinde, üstelik daha şiddetli bir özlemle taşıyacaktı.
Bunu, henüz bilmiyordu.
Hüseyin Hikmet Bey için bu ev, bir yandan bütün odaları, salonları, eşyaları, pencerelerinden görünen manzaralarıyla çok tanıdık ve bilindikken, bir yandan da alışkın olduğu hiçbir sesi, hiçbir kokuyu, gözünde değil de ruhunda iz bırakmış hiçbir işareti bulamadığı bir yabancıydı.
"Büyük kederleri unutturacak büyük mutluluklar bulmak, derin ve keskin acılar yaşamakta olan insanlar için neredeyse imkânsızdır; taşınması zor bir azabın altında ezilen insanlar, bazen büyük bir mutluluk ihtimali kapılarını çalsa da o kapıyı açacak gücü ve cesareti kendilerinde bulamazlar, hatta sessizce durup kapılarını çalan bu beklenmedik yolcu gitsin diye beklerler; kederli insanları yeniden hayata döndürüp yüzlerini gülümsetecek tılsım küçük, ani ve kısa sevinçlerde gizlidir."