Sevin Okyay

Sevin Okyay

YazarÇevirmen
9.2/10
31,4bin Kişi
·
106,6bin
Okunma
·
106
Beğeni
·
9,2bin
Gösterim
Adı:
Sevin Okyay
Unvan:
Türk yazar, çevirmen, radyo programcısı.
Doğum:
Kasım 1942
Arnavutköy Amerikan Kız Koleji'ni bitirdi. 1964 yılından beri çeviri, 1975’ten beri gazetecilik, 1984 yılından beri de sinema eleştirmenliği yapıyor. İlk sinema yazısısı 1984 Film Festivali’nde ’Ve Gemi Gidiyor’ (Fellini) adlı bir film içindi. O yaziyi da işten atılma tehdidiyle, Enis Batur’un zorlamasıyla yazdı.

Türkiye'nin ilk kadın sinema eleştirmeni olan Okyay'ın yeri, “Bilge Olgaç Başarı Ödülü” aldığı Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali tarafından "1984 yılından beri sinema üzerine yazan, bu alanda pek çok kadın yazara da öncülük eden içten kalemiyle sinema yazarlığına yeni bir soluk getiren Sevin Okyay" olarak tanımlandı.

Politika muhabiri olarak başladığı gazeteciliği köşe yazarı olarak sürdüren Okyay geniş eleştirmenlik yelpazesiyle de ilgi çekti "sinema", "edebiyat", "caz" ve "spor". Okyay ayrıca gündelik hayat kültürü üzerine denemeler de yazmaktadır. Pek çok gazete ve dergide yazan Okyay halen Milliyet Sanat ve Peyniraltı Edebiyatı dergilerinde yazmaktadır.
Kubrick, meslek hayati boyunca hicbir zaman acele is yapan biri olmadi. iyi ihtimalle uc-dort yilda bir, bir film kotardi. titizlikle ve ticari mulahazalara hic mi hic aldirmadan yaptigi filmler, kendi janrlarinin en iyileri arasinda yer aldi. zaten kubrick de birbirine benzemeyen, ayrica farkli janrlarda film yapmayi, tabir caizse, geri kalan siradan fanilere bir "ders" vermeyi hep sevmistir.
north by northwest, hamletteki bir cumleden geliyor: "ben ruzgar kuzey-kuzeybatidan eserken deliyim; guneyden eserse, sahini balikcildan ayirt edebilirim" bu isim, izleyiciyi filmin delilik cografyasi ve olasilik sinirlari disina tasmis olay orgusune goturen bir ipucu. aksiyon butun abdye yayilir ve insanlar bir telas, ters yone giderken cildirmis bir pusulayla karsi karsiya kaliriz sanki.
stevens, a place in the sun'i kisin tahoe golunde cekti. yaz sahnelerinde kardan kurtulmak icin pahali eritme makineleri kullanildi. Taylor buz gibi havada golde yuzdu, su kayagi yapti, incecik mayolar giydi. stevens bu rolu ona verdiginde henuz 17 yasindaydi.
Gardner afrikaya sekreteriyle ve o vakitki kocasi frank sinatra ile gelmisti. meslegi tehlikede olan sinatra, oradayken columbia'nin insanlar yasadikca'yi (from here to eternity) cekecegini ogrendi. karisina araya girmesi icin yalvardi ve cok basarili olacagi bu role deneme cekimi sonucunda kavustu.
peckinpah'in felsefesi ile yontemlerinin herkesin onayiyla karsilanmadigi nasil bir gercekse, onun siddeti, insanin yapisinda olduguna inandigi gaddarligi ortaya cikarma yolunda bir arac olarak kullandigi da bir gercek.
690 syf.
·6 günde·10/10 puan
Harry Potter serisi benim için hiçbir zaman alelade bir seri olmadı, her zaman özeldi. Seriyi benim için bu kadar özel yapan neden ise gerçekten iyi düşünülerek, harika detaylara yer verilerek muhteşem bir eserin ortaya koyulmuş olmasından biraz daha farklı. Asıl nedenim karakterleri kendimle tamamen özdeşleştirmem. Ben kendimi hiçbir zaman içinde bulunduğumuz dünyaya ait hissetmedim ve hala da hissetmiyorum tıpkı Harry gibi. O da bu dünyaya hiçbir zaman ayak uyduramamış merdiven altında yaşayan biriydi ve sonunda harika bir dünyaya ait olduğunu öğrendi. Harry ile aramızdaki tek fark bu sanırım çünkü ben hala o merdiven altından çıkamadım bu saçma dünyada takılıp kaldım. Ve bu seri bana merdiven altından çıkmak için bir umut kaynağı oluyor her zaman. Sürekli baştan okuyup/izlememde bu yüzden. Bir gün peron dokuz üç çeyrekliğe binip buradan gideceğim ve tüm bu saçmalıklardan kurtulacağım. Belki bir gün hayat bana bu şansı tanır umuduyla yaşıyorum.
Yine içinde kendimi bulduğum karakterler; Severus Snape, Sirius Black, Hermione Granger, Ron Weasley, Weasley İkizleri, Draco Malfoy, Luna Lovegood hatta belki birazcık Voldemort. Snape gibi sevgisinin karşılığını hiç kimseden alamamış ve hep yanlış anlaşılmış biriyim, Sirius gibi haksız yere suçlanmış, Hermione gibi sinirli ve yeri geldiğinde olaylara mantıklı yaklaşan, sorunları çözebilen, Ron gibi yemeğe düşkün, eğlenceli ve genelde ikinci plana atılan biriyim, Draco gibi bazı durumlarda seçim şansı olmayan biriyim, Luna gibi deli dolu, Voldemort gibi yalnız kalmış ve sevgisizliğinden kaynaklı intikam peşine düşmüş, dünyayı değiştirmeye çalışan biriyim. Ve tüm bunlara rağmen en sonunda ikizler gibi olayı dalgaya vurup, umursamamaya çalışıp durumu toparlıyor ve gerçekten mutlu hissedebiliyordum.
Harry Potter serisi benim kendimin güçlü biri olduğumu anlamamı sağlıyor. Her şeyle başa çıkabileceğimin farkına varabiliyorum sayesinde. Ve bu seri kendimi bulabilmemi sağlayan birkaç şeyden birisi.

Gelelim sonuncu kitap hakkındaki yoruma: Öncelikle okuduğum çoğu kitaptan daha fazla beni etkilediğini söylemekle başlayabilirim. Bu muhteşem serinin finali beni hüzünlendiriyor ama her güzel şeyin bir sonu olduğu gibi bunun da bitmesi gerekiyordu. Her sayfası dolu dolu, beni heyecanlandıran bir kitaptı son kitap, tıpkı öncekiler gibi. Tek kelimeyle mükemmeldi.
Kitabın beni en fazla ağlatan kısımları ise ölümlerdi tabi ki. Her karaktere ayrı ayrı bağlı olduğum için böyle olmasına şaşmamalı. Bazı kısımlarda kitabı kapatıp kenara koyup etrafa boş boş baktığım bile oldu. Filmleri önceden izlemiş biri olarak söylüyorum bunları: kitaplar çok çok daha etkileyici, farklı, sürükleyici ve daha anlatamayacağım güzel şeylerle dolu. Kesinlikle serinin okunmasını tavsiye ediyorum ve umarım benim kadar seversiniz.
690 syf.
·6 günde
Her şey nasıl Felsefe Taşı ile başladıysa, Ölüm Yadigarları ile de bitti. En ağlamaklı olarak düşündüğüm Melez Prens kitabını geçti. Artık her şeyin sona erdiği, her şeyin aydınlığa kavuştuğu bir kitap olarak kalacak. Bundan sonra her şey güzel olacak lakin, asla sevdiklerimizi geri getiremeyeceğiz. Ama bazılarımızın dediği gibi: Bedeller, ödenmek içindir. Tek kelimeyle: ''MÜKEMMMELDİ''...
360 syf.
·1 günde·8/10 puan
HOGWARTS EXPRESİ İÇİN SON ÇAĞRI!!!

- Hızlı hızlı yürüyün, çabuk olun yoksa peron dokuz üç çeyreği kaçıracaksınız. ''Bu peron çok işlektir -ancak üstlerinde şık takım elbiselerle günlerine başlayan insanlar yerine burada pek sevgili evlatlarını uğurlama derdince, cüppeli büyücüler ve cadılar vardır.''

- Koştunuz ve yetiştiniz. Tebrikler. Artık Hogwarts Expresi'ndesiniz.. Yemek arabası cadısı size ''Arabadan istediğiniz bir şey var mı, canlarım? Balkabağı Poğaçası? Çikolatalı Kurbağa? Kazan Pastası?'' dediğinde tercihiniz ne olurdu? Benimki kesinlikle Balkabağı Poğaçası olur(Çikolatalı Kurbağaya da hayır demem aslında). Bu yolculuğa hangi ailenin oğlu/kızı olarak katılmak isterdiniz? Kendinize mutlaka bir isim verin ve karakter seçerek devam ediyoruz...

Harry & Ginny Potter''
Ron & Hermione Weasley''
Draco & Astoria Malfoy''

- Seçiminizi yaptınız mı? Peki yolculukta size kimlerin eşlik etmesini isterdiniz? Tabii ki onlar da diğer ailelerin çocuklarından birisi olacak. Kimler iyilerin tarafında olmak ister? Kimse ölüm yiyen soyundan olmak istemez herhalde. Ama burada bir ironi var. Kanınız değil karakteriniz sizin kim olduğunuzu ortaya çıkaran şeydir.

- Şimdi binadayız veeeee seçmen şapka hangi binaya geçeceğimize karar verecek. Bakalım seçmen şapkayı etkileyebilecek misiniz? Yoksa gönlünüzdeki yere doğrudan seçilecek misiniz?

Gryffindor
Hufflepuff
Ravenclaw
Slytherin

- Burda da takımınızı kendiniz seçin hadi sonrasında ise maceraya hazır olun...

- Hogwarts binasına 19 yıl sonra geldiğimde çok heyecanlandım. Tekrar aynı sahneleri hatırlamak ve içinde bulunmak beni duygulandırdı aynı zamanda, ama bu sefer başımızı belaya sokmak üzereyiz...

- Elimde bir zaman döndürücü var. Bir düşünün!! Bununla neler neler yapabiliriz? Geçmişe gidip sevdiğimiz birinin ölmesini engellemek? Bizim için ölmüş birini? Kötülüğü yok etmeyi? Exprese dönüp biraz daha fazla Balkabağı Poğaçası yemeyi? (benim tercihim buydu) Siz olsanız bu zaman döndürücüsünü nasıl kullanırdınız?

- Kullanırdınız tabiiki ve işler o zaman sarpa sarmaya başlardı. Sonuçta Kullanma talimatını okumadınız ve sonuçlarını bilmiyorsunuz. Ben de bilmiyordum böyle sonuçlarının olacağını ve sayfaları çevirdikçe heyecanım körüklendi. Yine de o aleti kullanmaktan geri kalmadık. Burada birde başımıza 'Lanetli Çocuk' çıkmasın mı.. (yoksa sen mi seçtin lanetli çocuk olmayı?) Asıl amacını o zaman öğreniyoruz. Ne gibi bier kötülük planlayıp, aleti kendi çıkarları için kullanacağını. Bizde boş durmadık, gücümüzü ve aklımızı kullanıp bozduğumuz şeyleri düzeltmeye çalıştık. Sonuç mu?? Tabii ki istediğimiz gibi oldu (sizin ve benim).

- Potterseverlerin okuması gereken bir kitap ve kesinlikle tatmin edici. Tiyatro eseri gibi yazıldığına bakmayın. Beyazperdeye taşınırsa yine yer yerinden oynatacak bir kitap olmuş. Okumanızı tavsiye ederim.
267 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10 puan
Serinin 3. kitabını son 100'lükte çok heyecanlanarak okudum. Bunu ortaokul ya da lisede okumuş olmamanın hüznünü derin hissederken, şu anda da olsa okuyor olmanın keyfiyle gülümsüyorum. Harry Potter, bu kitapta bir süre sıkıcı bir çizgide olaylar yaşarken, sona doğru epey bir ters köşe yaşatarak okuyucuya dudak ısırtıyor. Her bir karakterin varlığı kitaba çok ayrı bir hava katmış. Fantastik dünyanın içinde olmak çok heyecan verici. Baykuşlarla haberleşilen bir şato okulda okumak ve bu okula geçişin bir gölden olduğunu düşünmek dahi insanın içini gıcıklarken, o okulda yaşanacak ve yaşanmış binlerce olay, okuyucuya bu müthiş hayal gücü karşısında hayret ettiriyor. Sirius Black, Azkaban'ın korkunç tutsağı. Kurt adamlar, köpekler, fareler, kediler, kartalla at arasıgiller, Sihir Bakanı, Okul Müdürü dev Dumbledore maviş gözleriyle size eşlik ederken 3 arkadaşın birbirine sırtlarını yaslayıp yaşadıkları çok güzeldi.
Kitabın başlarında daha önce anlatılan bazı şeylerin, hatırlatma yapmak gibi değil de ilk defa anlatılıyormuş gibi yazılması beni çok sıktı. Ama bu kitabın içinde çok minik bir kısım. Bu yüzden puan kıracaktım lakin o ne 100 sayfaydı o! Keyifli okumalar herkese. :)
859 syf.
·10/10 puan
Öneri bekleyen bir kitap değil aslında. Her insanın okuma şekli, okuma zevki farklıdır. Okuduğun kitap çeşidi vs.vs.
Lakin önermek istediğim bir seri. İçinde kayboldum diyebilirim. Kitap okurken gözümde canlanır fakat ben önce filmini izlediğim için kahramanlar da gözümde bir o kadar Berhudar canlanıyor. Harry' nin karakteri, Cedric' in yapısı, Rod' un aptal ve bencil hareketleri kitap ile aşırı bir şekilde yerine oturuyor. Yarışma kavramı tam anlamıyla kazanmak değil iki tarafı da düşünmekle başlıyor. Tek taraf yarışma sayılmıyor zaten. Eğlenceli olduğu kadar da eğitici olduğunu düşünüyorum. Ağır nitelikte yazılmış kitap yabancı dil ve isim bilmeyen bir insan için çok fazla yer kaplıyor. Başlarda isim ayırt edemiyordum. Sonralarda alıştım diyelim. Çok fazla yabancı ismin yer alması ya da her olayın farklı kulağa hitap şekli ile uyum sağlamayıp kapasiteyi zorladığı da bir gerçek.

Okuduğum bu kitap muhteşem bir kurguya sahip. Yazıldığı dönemden kısa bir süre sonra zaten aşırı ses getirmiştir. Harry rüyasında Voldemort' u bahçevanını öldürrürken görür. Bu rüyanın etkisinden çıkamaz. Okulda üçlü büyücü turnuvası düzenlenir. 17 yaşından büyük öğrencilerin katılabileceği duyurulur. Harry' nin nasıl katıldığı meçhul çünkü 17 yaşından oldukça küçük. Katılmak isteyen öğrenciler adını seçim yapacak olan ateş kadehine yazdırmak zorundadırlar. Harry bu üç affedilez büyüyü öğrenir bunlardan biri ölüm büyüsüdür. Harry de dahil dört öğrenci seçilir. Harry ve Ron arasında bu durumdan dolayı gerginlik olur. Rod her zaman ki gibi bencilin teki olur. İlk aşamada Harry ve Victor Krum berabere kalır. Yılbaşı Balosu yaklaşır ve partner ikiz kardeşler olur. Üçüncü Bölüm yarışmada Krum, Cedric' e büyü yapmaya kalkışır ama Harry sayesinde başarısız olur. Turnuva sonunda Cedric ve Harry kupayı Hogwarts için alırlar. Fakat kılkuyruk Cedric' öldürür. Harry bağlar. Harran'da kanı ile Voldemort tekrar canlanır ve eski gücüne sahip olur. Harry Hogwarts' a geri döner. Cedric ölmesi bütün öğrencileri sarsar. Açıkçası kitabı çok tercih edilmiyor en azından film serileri çıktıktan sonra. Filmden ziyade okumanızı tavsiye ederim. Hem okuduğum hem de izlediğim en muhteşem serilerden biriydi. Ateş kadehi diğer kitaplarına nazaran daha muhteşem yazılmış. Filmini de en az dört defa izledim. Cedric karakteri herkesçe sevilen bir karakter hem kişiliği hemde oyunculuğu ile. Öldüğünde istemsizce üzülmüştüm oysa ki kitap sadece.
336 syf.
Evvelâ yaptığım alıntıların neredeyse kitabın tamamına tekabül ettiğini biliyorum ve affınıza sığınıyorum. :)
1000 kitap, bütün kitapları değilse bile hiç değilse altını çizdiğimiz satırları yanımızda taşıyabilme ayrıcalığını bize veren, şahane bir oluşumdur bence...

Bazı Eserleri bitirmek istemezsiniz, sizinle düşünsün, sizinle hissetsin, sizinle nefes alsın istersiniz... Son cümleleri okurken aşinası olduğum vedaların birinde, bir dostu uğurlamanın hüznüyle ağladım... Sanki günlerdir sırtıma bir hırka geçirmiştim ve bana bambaşka bir hissiyatla bakmanın şevkini veriyordu...

Tevekkül sizi şeytanın vesveselerinden korur diyen mutasavvıfın içimde boyası akmış, tuğlası düşmüş bir yeri sehavetle onardığını duydum...

Kalbimizde görünenin ötesinde ki o sırlı hâkikâtleri, ziyâları ve hikmetleri durmadan aramak isteği ve istidadı yaratılmıştır, bu uğurda ilerledikçe edinilen nurlu hasletlere ve Mevlânın tarifsiz yakınlığına en büyük vesile taat ve zikirdir. İbâdet, Ruhun kendi cevherini bulması, zamansız ve mekânsız bir boyutta Rabb'ine kavuşmasıdır.

Bazı eserlerin, ruhun en hayati ihtiyacı olduğunu, tam zamanında havluyu terli sırtınıza sokuşturan bir annenin şefkatiyle sizi sarıp sarmaladığını hisseder, şükredersiniz...

Ayet-i Kerime'ler her anın ilhamı, her kabulün duası gibi eserde... Ne çok isterdim, bir hüzme gibi her soluğumda ayetlerin tefsirine mazhar olabilmeyi...

Meselleri okuyabilmek, zahir olanın derininde ki hakikate temas edebilmek... Basiretin de mertebeleri ve mesabeleri var şüphesiz...

İnsanoğlu nefsinin hevâ ve isteklerini bir ömür süresince doyurup, yokolmak için varedilmemiştir. Maksatsız ve ruhunu hâkikâtin nuruyla ve bekâsıylâ şereflendirmeden öylesine yaşayıp,ona verilen mühleti doldurması için vücuda getirilmemiştir. Kemâlât ehli, takva sahibi, iman neferi, hâkikât müdâvimi, gaye işçisi olabilmenin tek anahtarı bir emsâlin, bir örneğin izinden yürümekle kâbildir.

Eser, Muhyiddin Şekür 'ün ruhunu gösteren bir aynaya bakar gibi, Sufilikle tanıştığı, şeyhiyle buluştuğu, onunla senelerce geçirdiği benzersiz zamanları, en ince ayrıntısına varıncaya kadar kaleme aldığı ilmi bir başyapıt...

Nefeslerimizin zerrelerine, hayati uzuvlarımızın olağanüstü seyrine, aklımızın emsâlsiz maharetlerinden, sonsuzun içimizde ki numunesi olan ruhlarımıza varıncaya dek, varedilmiş herşey Rahman'ın emânetidir bize, O'nun eseridir, Onun mülküdür. Peki o istemedikçe bir nefes alabilir miyiz? O dilemedikçe bir yudum su içebilir miyiz? O murat etmedikçe düşüncemizi, hissiyatımızı harekete geçirebilir miyiz?

Herşey zıddıyla kâimdir, kesindir, belirgindir... Bizde ki bu acziyet, Rahman'ın sonsuz, kudretini, keremini, büyüklüğünü ve azametini vurgulamak içindir. Acziyetimiz asıl delilimizdir...

Tasavvuf, ölmeden evvel ölünüz kaidesince, dünyevi olanı Allah için infak etmenin çetin ve ruhani lezzetlerle dolu yürüyüşüdür.
İnsanoğlunun kulluk yolunda önüne açılan iki yol vardır ;
Bu iki yoldan birisi Şükür ve İman yolu, diğeri küfür ve fısk yoludur.Bu iki yolun bir numunesi olarak günah işlemeyi ve hayırlı âmel ve hasenat işlemeyi tahâyyül ve tefekkür edecek olursak.Günâhın kabuğu tatlı, içi zehirdir çünkü insanın ruhuna kasteder ve günahta ısrar edilirse ruhun bütün ışığa bakan, nefes alan pencerelerini süngüleyerek, onu kendi karanlığına mahkûm eder, eleme, ızdıraba sürükler, kâbusu bir rüyâ olmaktan çıkarır, hayatın ta kendisine çevirir.

Zariyat Suresi,56.Ayet-i Kerime'de Rahman;

"Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım." buyuruyor.

Kulluk Rabbimizin verdiği, uhrevi ve dünyevi nimetlere ve sınavlara şükretmektir, ibâdete sabır ve huşu ile kıymet verip severek edâ etmektir, O'nun emirlerini yerine getirip, yaklaşmayın dediklerine tenezzül ve teşebbüs etmemektir. Ve kulluk O'nun verdiklerinden memnun ve razı olmaktır, Allah'ın rızası, kulun ona olan sevgisi ve memnuniyetinde gizlidir.Mevlâ'nın memnuniyeti, bizim ona şükrümüzdür. Şükür menbağı, vasıtası, rabıtası ise evvelâ namaz olmak üzere,bütün ibâdetlerimizdir.

Mürid ve Mürşid olabilmek... Muhyiddin Şekür, yaşadığı olayların içinden kendi hakikatinin sırlarına, Şeyhi vesilesiyle, uzun acılar neticesinde vasıl oluyor ve cümle cümle inkişafını yüreklere ikram ediyor. Sayısız tevafuğun ne denli hayati olduğunun farkına varıyorsunuz. Ve ne kadar kör olduğunuzun.

Yılgınım Ey!
Tarumarıma himmetiyle ruh veren!
Yılgınım, hevesime düçar oldu semazen, elimden düştü nakış
Yılgınım Ey! Bizarım...
İçim nagehan, içim alaimi hicran..

Rabbim 'in rahmeti üzerinize olsun.
Feyizli okumalar.
975 syf.
·3 günde
~Harry Potter serisinin 5. kitabı Zümrüdüanka Yoldaşlığı~

Seride en sevdiğim 2. Kitaptır kendisi. (Ben aslında bu kitabı daha önce okudum ama şimdi inceleme ekliyorum.)


Okuduğum en kalın kitaplardan biriydi.
975 sayfa olmasına rağmen iki günde bitirdim. Ve eğer 4. kitaba kadar okuyup bu kitabı da okuyunca gerçekten 'potterhead' olmayı isteyebilirsiniz.
Sakın sayfa sayısına bakıp korkmayın.
Su gibi akıp giden bir kitaptı, gerçekten de sayfa sayısı mutlu ediyor hiç bitmesin dedirtiyor. Sayfayı her çevirdiğinizde acaba sonra ne olacak diyorsunuz.
Ve keşke daha da uzun olsaydı :)

-SPOİLER VAR!-

Öncelikle bu kitapta kargaşa üstüne kargaşa çıkıyor. Harry daha okuluna gitmeden olaylar başlıyor.


Yaz tatilinde Harry ve Dudley'e ruh emiciler saldırıyor. Ve Harry de patronus büyüsü yapıyor. Daha reşit değil ve bu yüzden büyü yapması yasaktır. Ama eger patronus büyüsü yapmasaydı Dudley az daha öpulecekti. Patronus yapıyor ve ruh emiciler gidiyor.
Ama Harry'e kuralları ihlal ettiğinden Hogwarts'tan atıldığına dair mektup geliyor. Ve Sihir Bakanlığı, Harry’i bir duruşmaya çağırır ve belki de Harry Hogwarts’dan atılacaktır.


Sonra bir gece seherbazlardan bazıları gelip Harry’i vaftiz babasının evi olan ve aynı zamanda Zümrüdüanka Yoldaşlıgının karargahı olan bir eve götürürler. Zümrüdüanka Yoldaşlığı Voldemorta karşı kurulan ve başında Dumbledore olan bir gruptur.
Neyse buraları uzatmayacagim. Harry duruşmada Dumbledore sayesinde kurtuluyor.


Aslında bu kitapta Voldemort'un geri dönüşüyle ilgileniyoruz. Sihir Bakanlığı bu geri dönüşü kabul etmek istemiyorlar.


Ve Umbridge Hogwarts'a geliyor. Umbridge KSKS öğretmeni oluyor. Ve öğrencilere ders öğretmiyor. Öğrenciler ve Hermione de bu durumu sevmiyor. Ve Harry, Ron ve Hermione'nin yardımlarımla bir grup kuruyor ve ders veriyor onlara . Ayrıca grup da gizli çünkü Umbridge yasakladı. Bir çok şeyi yasakladı. Mesela Harry' e Quicdditchi yasakladı.


Kitap boyunca Umbridge'e çok sinir oldum. Voldemorttan daha kötü. Ve sadece kötü olan bu değil. Kitapta biri öldü. Hem de çok önemli biri çok üzüldüm ağladım.


Sirius öldü :(((
Gerçekten çok ağlamıştım ve Harry'e çok üzülmúştüm.


Kitapta sevdiğim yerlerde oldu ama.
S.B.D sınavlarıyla ilgili bölümü çok sevdim gerçekten. Onların sınav streslerini ve tek tek katılmaları hoşuma gitmişti.

Son olarak bu kitapta biraz da Snape'in öğrencilik yıllarına gittik. Ve gerçekten üzüldüm.

Kitapta her duyguyu yaşadım. Ve bu kitapta az biraz Ginny sevdim . Cho dan nefret ediyorum zaten.

Bütün Potterhead'lere sevgilerimi yolluyorum.
Keyifli okumalar dilerim.

Kitapla kalın ♡

Sihirli günler /*
#hayatevesığar
#evdekal
#evdehayatvar
#kitapoku
#kitapcandır
#kitaptavsiyesi
#neokudum
#kitapokubizimle
#potterhead
314 syf.
·3 günde
Mükemmel bir seri, mükemmel bir kitap. Serinin ikinci kitabı. Bayıldım. İlk kitabı 3 günde bu kitabı ise 2 günde bitirdim.

İlk kitaba göre daha güzel. Ve heyecanlı. Ben okurken sıkılmadım. Eğlenceliydi...

Harry Potter hayranıyım. Ve iyiki okumuşum. Şu an 3. kitaba başladım. Çocuk kitabı değil. Her yaş okuyabilir.

---SPOİLER VAR---

Hogwarts’ta elli yıl sonra yeni bir kargaşa çıkmış , Sırlar Odası'nın yeniden ortaya çıktığı söylentileri tüm okula yayılmıştır.
Harry ile macera dolu bir kitaptı.

Hermione’i saldırıya uğramış ve sorunları çözmek Harry ve Ron’a kalmıştır.



Tekrar tekrar okunacak bir seridir Harry Potter serisi...

Tavsiye ederim.
Keyifli okumalar dilerim...
Kitapla kalın...
Sihirli günler /*

#hayatevesığar
#evdekal
#evdehayatvar
#kitapoku
#kitapcandır
#kitaptavsiyesi
#neokudum
#kitapokubizimle
#potterhead
510 syf.
·2 günde
SPOİLER İÇERİR!


Serinin 3. kitabı. Yine MÜKEMMEL bir kitap. Bu kitabı çok severek okudum. 2 günde bitirdim. Kitap çok macera doluydu. Şu an 4. kitaba geçtim bile...


Harry Potter, ünlü büyücü hapishanesi Azkaban’dan kaçan katil Sirius Black’in hedefidir. Azkaban’ın bekçiliğini yapan korkunç Ruh Emiciler, Black’in peşindedirler. Ayrıca Sirius Black'in Lord Voldemort'un hizmetkarı olduğuna kesin gözüyle bakılmaktadır.
Peki ama gerçektende Black kötü biri mi?


Kitapta Harry 13 yaşında ve Hogwarts'ta 3. yılında. Bu yıl yeni bir Karanlık Sanatlara Karşı Savunma öğretmeni, ilk kez alacağı Kehanet dersi, vaftiz babası, heyecanlı Quidditch maçları, yeni bir süpürge (Ateşoku) ve Hogsmeade (büyücülük köyü) Harry'yi bekliyor.

Hemde Hagrid öğretmen oluyor.
Aynı zamanda Profosör Lupin'nin de bir kurt adam olduğu öğreniliyor. (Yeni Karanlık Sanatlara Karşı Savunma öğretmeni)


Yani her sayfası muhteşem ve heyecan dolu. Beklenmedik ve şaşırtıcı olaylarla dolu harika bir kitap.


Keyifli okumalar dilerim...
Kitapla kalın...
Sihirli günler /*

#hayatevesığar
#evdekal
#evdehayatvar
#kitapoku
#kitapcandır
#kitaptavsiyesi
#neokudum
#kitapokubizimle
#potterhead

Yazarın biyografisi

Adı:
Sevin Okyay
Unvan:
Türk yazar, çevirmen, radyo programcısı.
Doğum:
Kasım 1942
Arnavutköy Amerikan Kız Koleji'ni bitirdi. 1964 yılından beri çeviri, 1975’ten beri gazetecilik, 1984 yılından beri de sinema eleştirmenliği yapıyor. İlk sinema yazısısı 1984 Film Festivali’nde ’Ve Gemi Gidiyor’ (Fellini) adlı bir film içindi. O yaziyi da işten atılma tehdidiyle, Enis Batur’un zorlamasıyla yazdı.

Türkiye'nin ilk kadın sinema eleştirmeni olan Okyay'ın yeri, “Bilge Olgaç Başarı Ödülü” aldığı Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali tarafından "1984 yılından beri sinema üzerine yazan, bu alanda pek çok kadın yazara da öncülük eden içten kalemiyle sinema yazarlığına yeni bir soluk getiren Sevin Okyay" olarak tanımlandı.

Politika muhabiri olarak başladığı gazeteciliği köşe yazarı olarak sürdüren Okyay geniş eleştirmenlik yelpazesiyle de ilgi çekti "sinema", "edebiyat", "caz" ve "spor". Okyay ayrıca gündelik hayat kültürü üzerine denemeler de yazmaktadır. Pek çok gazete ve dergide yazan Okyay halen Milliyet Sanat ve Peyniraltı Edebiyatı dergilerinde yazmaktadır.

Yazar istatistikleri

  • 106 okur beğendi.
  • 106,6bin okur okudu.
  • 1.858 okur okuyor.
  • 22,2bin okur okuyacak.
  • 728 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları