Her ölüm dünyada bir çatlak açar — bir boşluk bırakıp öyle gider her kişi : öteki kişiler de, şimdi, o çatlağı kapatmakla, o boşluğu doldurmakla görevlendirilmiş hissederler kendilerini.
…
Oysa, önemli olan, çatlağı açıkça görebilmek, boşluğu olduğu gibi yüklenebilmekti. Çünkü, ölüm, onmaz; yaşam, onarılamazdır.
Çünkü bir otoriteye tâbi olmak onun için bir tabuydu. Kendi kendini yetiştirmiş, yerinde bir şekilde “kendine yeten, başkasından medet ummasın” mottosunu benimsemişti.
Paracelsus, zekâ ve duygularını ayrı bölmelerde tutan ve böylelikle zekâlarıyla mutlu mesut düşünürken, duygularının inandığı şeylerle çatışma riskine girmeyen o insanlardan biriydi.