Yusuf!..
Züleyha seni zifiri zindanlarda bırakırken adın hep Züleyha'dan sonra anıldı.
Mısır saraylarında "sultan" oldun amma
Mısır çarşısında satılırken "köle"
Züleyha, gömleğini arkadan yırttığında "masum"
dipsiz kuyularda çığlık atarken "garip"
ömrün zindanda heder olurken "meczup"
körpe kızlar seni görünce parmağını keserken, baban Yakup kanlı gömleğini öperken "suçlu" idin.
Ey Yusuf (Yasef)! Senin adın Züleyha'dan önce anılmalı idi.
Sebep odur ki Züleyha'yı "Züleyha" eyleyen sensin. "Aşk"ı aşk kılan, Züleyha'ya kılavuz olan sensin ey Yusuf! Sen'den sonra senin gibi "Yusuf" çıkmadı;
doğramadı parmaklarını yeni yetme kızlar,
arından başını öne eğmedi Yusuflar...
Kolay mı "Yusuf" olmak kolay mı?
Senin adın Züleyha'dan önce anılmalıydı.
Bir tarafta Filistin olayları, bir tarafa İran... Bir tarafta canım ülkemin okullarında çıkan yürek yangınları, şahsî meseleler, toplumsal hususlar çözülmeler, bölünmeler; ölümler, karanlık