TOLSTOY İSTANBUL HAYALİYLE BULGARİSTAN’DA BİR BANKTA ÖLDÜ!
Ömrünün son günlerini Istanbul'da geçirmek isteyen ve vasiyetinde mezarına haç konulmasını istemeyen, Istanbul'a gelirken Bulgaristan'da bir tren garında ölen Rus edebiyatının dev ismi Tolstoy’un hayatı sorgulatacak ders niteliğinde 17 sözü:
1. Öyle horozlar vardır ki öttükleri için güneşin doğduğunu sanırlar.
2. Hayat ne gideni geri getirir, ne de kaybettiğin zamanı geri çevirir. Ya yaşaman gerekenleri zamanında yaşayacaksın ya da yaşamadım diye ağlamayacaksın.
3. Bozuk para insanın cebini deler, bozuk insan da kalbini. Bu yüzden harcayın ikisini de gitsin.
4. İnsanı bedenen ameliyat etmek için uyutmak, ruhen ameliyat etmek için ise uyandırmak gerekir.
5. Herkes insanlığın kötüye gittiğini kabul eder ama, hiç kimse kendisinin kötüye gittiğini kabul etmez. Herkes insanlığı değiştirmeyi düşünür ama, hiç kimse önce kendini değiştirmeyi düşünmez.
6. Varlığı bir şey kazandırmayan insanların, yokluğu hiçbir şey kaybettirmez.
7. Ne diye şeytana kızarsın? Bir iyilik yap da, o sana kızsın.
8. Bil ki, yaşadıklarınla değil yaşattıklarınla anılırsın. Ve Unutma; ne yaşattıysan elbet bir gün onu yaşarsın.
9. Bir insanı bulunduğu mevkiyle değil, göz koyduğu mevkiyle ölçmek gerekir.
10. En güçlü iki savaşçı sabır ve zamandır.
11. Bir insan acı duyuyorsa canlıdır. Başkasının acısını duyuyorsa insandır.
12. İnsanın gerçek gücü sıçrayışta değil, sarsılmaz duruştadır.
13. Kendi mutluluğundan başka hedefi olmayan insan kötüdür.
14. İnsanların çoğu onu yapıyor diye yanlış, yanlış olmaktan çıkmaz.
15. Kimse, kimseyi küçümseyecek kadar büyük değildir, bilmelisin. Küçümsediğin her şey için gün gelir, önemsediğin bir bedel ödersin.
16. Birine çamur atmadan önce iyi düşün ve sakın unutma, önce senin ellerin kirlenecek.
17.
Yılın son demleri bunlar, ben şaşkınım başıma gelene, gelmeyene... Bir şey, tuhaf bir şey güçlü tutuyor beni her şeye ve herkese rağmen. Çok yoruldum bu yıl da, her yıl biraz daha çok yoruluyorum. Başım göklere değmiyor, başım yere doğru, toprağa toprağa düşüyor. Gülümsüyorum, yaş aldıkça verimli topraklara yöneliyorum, çiçekler patlatıyorum göğsümde, mor menekşeler, hatmiler, sarı papatyalar. Her doğum biraz sancılıdır ya sancılıyım. Yeni bir ben doğuracağım benden. Toplayıp beni benden umutla çarpacağım. Sonra böleceğim geçen zamanı iyikilere, keşkelere, hiçlere... İnsan, kaç kez farklı yüz görür aynaya bakınca? Kaç kez kendinden yeni bir kendi doğurur? Yorgunum, geçen zaman yordu beni, yaşadıklarımdan pişman değilim. Ömür bir yorgunluklar toplamı madem, dizlerim yere düşene kadar şevkle koşacağım. Tılsımını kaybetmiş nicedir yüreğim belki, esrarı kalmadı bakışlarımın. Olsun, bu da yeni bir ben. Büyüdük evet, büyüdükçe yaşlanacağız sonunda toprağa yaslanacağız. Allah'ım toprak olunca ben, üstümde bir çam ağacı bitsin, etrafında papatyalar...
Katre 🍂
Ayşe Mızrak