Nehir

Nehir

, bir kitap okudu
Puan vermedi·224 syf.·
2020 12. kitabı
Aziz Nesin
8.7/10 · 20,7bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·264 syf.··
2020 11. kitabı
Yine okuduktan sonra boş boş duvara bakma isteği uyandıran kitaplardan biri. Bu kitap oldukça uzun zamandır kitaplığımda bekliyordu, yaklaşık iki yıldır. Ama kitabı o zaman değil de şimdi okuduğum için gerçekten çok memnunum. Her kitabın okunması gereken bir zaman vardır ve bu herkes için değişir. Benim bu kitabı okuma zamanım da şimdiydi ve ben kitabı zamanında okumayı başardım. Adından anlaşılacağı üzere kitap 60’ların hippi akımını anlatıyor. Benim bu akım hakkında bildiklerim giyim tarzlarından ve barışçı bir düşünce yapısına sahip olduklarından öteye gitmiyordu. Oysa sadece bundan ibaret değilmiş. Bu insanlar kendi iç benliklerini keşfedebilmek için kilometrelerce yol gitmekten asla gocunmuyorlar. Hayatın, yaşamanın anlamını arıyorlar. Bazen bu anlamı yaratıcıda, bazen bir ağaçta, bazense kendi içlerinde bulabiliyorlar. Hepsinin farklı farklı yaşam öyküleri var ve bence hepsi birçoğumuzdan daha cesur insanlar. Tüm hayatını geride bırakıp bu yola çıkmak kolay değil çünkü. Kitabı okurken zaman zaman aklıma gelen bir soru da “Acaba ben o dönemde yaşasaydım bir hippi olur muydum?” sorusu oldu. Açıkçası, sanmıyorum. Ailemin öğretilerini kolay kolay bırakıp hiç bilmediğim bir hayat yaşayamazdım ben. Zaten Türkiye’de hippiler diğer Avrupa ülkelerine kıyasla daha az sanırım. Yanlış anlaşılmasın, kitap sadece bir grup insanın hayat tarzını anlatmıyor. Aynı zamanda siyasi birçok olaya değiniyor. Ne de olsa bu akımın siyasi bir yönü de var. Örneğin Fransa’da geçen bir devrimden bahsediyordu. Devrimin tam tarihinden ve tam olarak sebebinden emin değilim ne yazık ki. Ama bu incelemeyi yazmayı bitirdikten sonra hemen gidip onu araştıracağım. Oldukça merakımı uyandırdı çünkü. Bu kitap bana ne kattı? İlk olarak kendi ülkem hakkında bile bilmediğim şeyler öğretti. Mesela Türk
1000Kitap
Hippi (Beyaz Kapak)Paulo Coelho · Can Yayınları · 20183,506 okunma
Puan vermedi·56 syf.··
2020 10. kitabı
Issız eski parkta karlar içinde, Arıyor geçmişi iki gölge. Stefan Zweig’tan ne okursam okuyayım yazarın yazım diline ve karakter analizlerine hayran olmadan edemiyorum. Bu kitap da diğer kitaplarından bu yönden hiç de farklı değildi. Hepimizin geçmişte çok değer verdiği, tüm ömrünü kattığı ama zaman geçince etkisinin azaldıkça azalıp kalbimizde hatıralardan başka bir duygu bırakmadığı ilişkileri olmuştur. Bunu sadece romantik bir ilişki anlamında söylemiyorum, belki bir dostumuzla yaşamışızdır bunu. İnsanlar mutlu anılarını her zaman geri getirme ve aynı şeyi tekrar yaşayabilme isteğindedir. Oysa bu asla mümkün değildir. Bir gün önceki ben şimdiki benden tamamen farklı bir insan. Ve bir gün önce tanıdığım insanlar bugün de farklı insanlar. Birkaç gün, hafta için bile bunu söyleyebilirken yılların insan üzerinde bıraktığı etki asla yadsınamaz. Yıllar yıllar önce birbirlerini ruh eşi olarak görmüş insanların şu an aynı duyguları beslemesi mümkün değildir. Üstelik araya savaşın girmesi de insanları değişiminde oldukça etkili olmuş bence. Stefan Zweig 2. Dünya Savaşı’nı birinci elden deneyimlemiş bir insan olarak neredeyse tüm kitaptlarında savaşın izlerine yer vermektedir. Bu beni bir yandan büyülüyor, bir yandan da çok korkunç duygulara kapılmama sebep oluyor. Kitap çok kısa bir kitap. Ve bana kalırsa çok güzel, çok özel bir kitap. Bunu tam olarak nasıl açıklayabileceğimi bilmesem de bana kalırsa herkes okumalı. Herkes kendinden bir şeyler bulabilir. Ve belki de geçmişe, ya da şimdiki zamana, karşı bakış açınızı değiştirebilir.
Geçmişe YolculukStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202533,7bin okunma
Puan vermedi·80 syf.··
2020 9. kitabı
Bu kitap için uzun bir inceleme yapmak istemiyorum, nedense uzun uzun yazacak gibi hissetmiyorum. Ama sonunun bana hissettirdiklerinden bahsetmesem olmazdı. Eğer kitabı okuduysanız biliyorsunuzdur ki kitap bitmiyor. Çok yarım kalıyor. Akıllarda bir sürü soru bırakarak veda ediyor okuyucularına. Kitabı bitirdiğim ilk saniyelerde bu duruma çok sinirlendim, çünkü albay ve karısının durumunun ne olacağını çok merak ediyordum. Belki de açlıktan ya da hastalıktan ölmelerini bekliyordum, bilmiyorum. Ama bu son tam olarak olması gereken sondu. Çünkü kitabın devamında ne olacağını albay da bilmiyor, tıpkı şu an bu incelemeyi yazdıktan sonra kendi hayatımda neler olacağını benim de bilmemem gibi. “Elinin körü” olacak belki de. Hayatımızın her dakikasını bir şeylerin olmasını bekleyerek geçiriyoruz ama elde ettiğimiz şeyler bazen “elinin körü” oluyor. Yine bununla ilgili bir söz daha vardı kitapta. Umut etmekle ilgili. Umudun karın doyurmaması ama insanı ayakta tutmasından bahsediyordu. Tam hatırlayamıyorum. Evet, albay gibi biz de kendi mektubumuzu bekliyoruz yıllarca. Albay belki de beklemeye devam edecek. Onu sadece albay biliyor şu anda. Kitabın sonunun bana çağrıştırdıkları bunlardı. Bende bu şekilde bir izlenim bıraktı. Belki kitabı yanlış anladım, belki doğru. Doğruyu söylemek gerekirse bir kitabın doğrusu veya yanlışı yoktur zaten. Ama kendi düşüncelerimi de bu şekilde belirtmek istedim.
Albaya Mektup YokGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202010,3bin okunma