Bu kitap hakkında söylenecek çok şey var. Yazsam sığdıramam. Nereden başlasam bilemiyorum. Baştan uyarmak isterim inceleme spoiler içerir. Buna dikkat ederseniz sevinirim. Sonra spoi yedim diye zırlamasın kimse.
Önce kitabın kurgusundan başlayalım. Ülke artık krallık adı verilen bir otorite tarafından yönetilmeye başlıyor. Ancak krallığın koyduğu kurallar insan haklarına aykırı, gaddarca kurallar. Adnan Atalar isimli karakterimiz yasaklı olan 1984 kitabını okuduğu için idam cezasına çarptırılıyor. Kızı Eftalya Atalar onu kurtarmak için elinden gelen her şeyi yapıyor. Ve hapishanede Tugay Demir Çeviker ile tanışıyor. Tugay da krallığın sistemine karşı gelen bir devrimci. Sonra bunlar birleşip krallığı devirmeye çalışıyorlar. Ve bu savaşın ortasında birbirlerine aşık oluyorlar.
Kurgusu güzel olan bir kitap ancak yer yer mantık hataları içeriyor.
Mesela kitap 2028 yılında geçiyor. Teknolojinin daha da gelişmiş olduğu bir yıldayız ama Krallık karakterlerimizi bir türlü bulamıyor. Eftalya istediği zaman yurtdışına kaçabiliyor. İstedikleri gibi hareket edebiliyorlar. Yahu bu krallık hiç mi denetim yapmıyor? Hiç mi onları aramıyor ülkenin dört bir yanında? Eftalya nasıl oluyor da elini kolunu sallaya sallaya ülkeden çıkabiliyor? Nasıl izin veriliyor, nasıl kontrol edilmiyor? Tugayı nasıl hapishaneden bu kadar kolay kaçırabiliyorlar? Bu krallık gerizekalı mı?
Anlatıma gelecek olursak kitapta bazı şeyler sürekli tekrar ediyor ve bu bir noktadan sonra insanın sinirini bozuyor. Sürekli aynı şeyleri okumaktan çok bunaldım. Dönüp dolaşıp aynı cümlelere geliyorum. Aynı zamanda kitapta o kadar çok küfür var ki metin içindeki duyguyu tamamen boğmuş. Her sayfada 4-5 küfür görmekten çok sıkılıyor insan. Her karakterin 4737226263636 tane travması var. Ve biz bu travmaların hepsini