Tıpkı her insanda isyankâr bir damar olduğu gibi, sanatsal bir damar da vardır ve sanat, insanın gerçekliğe karşı yaklaşımını ortaya koymasının incelikli bir yolu olabilir.
-belki de yalnızca nefretle ilgili kısım hariç; çünkü ayrıcalıklı yaşayan insanlar, nefreti, kaçınılmaz zannedilen adaletsizliğin kabullenilmesine dönüştüren simya alanında gitgide daha da uzmanlık kazanıyorlar-
"Aşkta ilk yapılması gereken, dinlemektir" demişti ilahiyatçı Tillich; ancak her bir insan kaç kişiyi sever ve partnerini kaç sevgili dinler? Kaç kişi alçakgönüllülüğü ve dürüstlüğü ihlal etmeden ve sıkıcı olmadan ya da yanlış anlaşılmaya mahal vermeden kendisi hakkında konuşmak sanatında ustalık kazanmıştır? Eğer herkes konuşmadan önce sözlerini tartsaydı ve yalnızca söylemek istediğinden emin olduğu şeyleri bir yere yazsaydı, uzun sessizlikler olurdu ve çoğu hiçbir şey yazmazdı.
Şu eskilerden kalma "Ben kimim?" bilmecesinin peşinde yalnız başıma bir arayışa çıkmakla vakit kaybedemem. Kendi hatıra çanağımın içini kazıyarak edilebileceğim, bir tekrardan ya da kendi kendimi kandırmaktan öteye gitmeyecek düşüncelerin peşinde koşmam; sözde kimliğimi oluşturmak için göstereceğim çabalarla üzerime yapıştırabileceğim etiketler bulmak peşinde de koşmam.