Yalan söylemek üzerine yapılmış tüm o bilge çalışmalar, insanlar yalan söylemeyi bırakırsa sosyal ilişkilerin çökeceği konusunda kati suretle hemfikirdir.
Çok fazla sayıda insan kendi ebeveynini hiçbir zaman gerçekten tanıyamaz ya da kendi samimi düşüncelerini çocuklarına aktaramaz ve bundan pişmanlık duyar.
Kişisel fikirler insanlığın en önemli varlıkları arasındadır, insanların deneyimlerinin özünü içerir. Bu düşüncelerin büyük bir bölümü başkalarıyla paylaşılmaz; neden olabilecekleri zarar veya saldırıların korkusuyla paylaşılmaz ya da mahremiyetin korunması adına veyahut da kişisel bir deneyimi başkalarınınkilerle ilişkilendirebilmek konusundaki yetersizlikten dolayı paylaşılmaz.
Düşünceler kendi haline bırakıldığında öksüz ve topal kalır. Ancak etkileşimle verimli kılındığında başkaları için de anlamlı hale gelir. Tarih boyunca odaklanılan nokta, boş olduğu varsayılan kafalara alışılagelmiş fikirleri işlemek olmuştur; ancak fikir üretmenin aşk yapmaya benzediği anlaşılamamıştır. Fikirler öylece yüklenemez insana. Her bireyin, emdiği bilgiyi şekillendiren kendine özgü duyguları ve hatıraları vardır. Ve fikirler, birçok farklı türde fikirle karşılaşana kadar kendi değerlerini bilemez.