Bir kerecik olsun bilinçli olmayı bir yana koyarak, ana neden aramadan, enine boyuna düşünmeden, kendini körü körüne duygularının akışına bırak; sev ya da nefret et, boş durmamak için bir şeyler yap! Ancak öbür günden tezi yok, bilinçli aldatma yüzünden kendini yeniden aşağılanmış olarak görmeye başlarsın. Sonuç: Sabun köpüğünden bir baloncuk ve yine, o eski eylemsizlik hâli. Ah, beyler, kendimi herkesten akıllı saymamın tek nedeni, bir işi bitirmek şöyle dursun, yaşamım boyunca hiçbir şeye başlamamış olmamdır.
Her yanımı kuşatan bu eylemsizlik hali beni mahvediyordu. Zira bilincin en bilindik, en meşru sonucudur eylemsizlik; öylece, bile isteye boş boş oturup durmak. Buna daha önce değinmiştim. Yine tekrarlıyorum: Bütün dürüstlükleriyle tanınan ve eylem adamı olarak bilinen kimseler, aptal ve dar görüşlü bireyler oldukları için böylesine aktiftirler.
Peki, bu durumu nasıl açıklayabiliriz? Şöyle: Bu insanlar, dar görüşlü olduklarından dolayı bir olayın ana nedenlerini araştırmadan, hemen en yakındaki ikinci derece nedenlere sarılırlar ve doğru olanı yaptıklarından son derece emin oldukları için çok rahattırlar; bildiğiniz gibi asıl mühim olan da budur. Herhangi bir işe girişmeden önce insanın rahat olması ve kafasındaki bütün kuşkuların ortadan kalkması elzemdir. Peki ama, zihnimi nasıl huzura kavuşturacağım mesela? Dayanak olabilecek esaslar, birincil nedenler nerede? Onları nasıl bulacağım? Kendi kendime düşünmeye başlıyorum; ele aldığım herhangi bir ana neden beni derhâl, kendinden önceki bir başka nedene sürüklüyor ve bu böylece sürüp gidiyor. Her türden aşırı bilinçli olmak halinin ve düşünmenin özü işte budur. Bu durumda yol yine tabiat kanunlarına çıkıyor. Peki, son tahlilde hangi sonuca varıyoruz? Yine aynı sonuca. Hatırlarsanız, biraz önce intikam almaktan söz etmiştim. (Eminim ki pek önemsememiştiniz bunu.) İnsanın, adaletin tecelli ettiğini görmek için intikam aldığını söylerler. Dolayısıyla ana neden bulunmuş oluyor: Adalet.
uzay derinliklerinde havasızlıktan ölmeme azıcık bir zaman kaldığında, keşke gençken annemi dinleseydim diyorum."
"Neden, ne derdi sana?"
"Bilmem, hiç dinlemedim ki."
"Direnmek faydasız!" diye böğürdü muhafız.
"Böyle şeyler söylemeyi kes," dedi Ford kekeleyerek. "Böyle şeyler söylersen, olumlu zihinsel yaklaşımımızı nasıl koruyabiliriz?"