Kitaba büyük bir merakla başladım. Açıkçası baştan sona Shakespeare ve Hamlet göndermeleriyle dolu bir hikâye bekliyordum. Ama kitap son ana kadar bu konuda neredeyse hiç açık vermedi.
Ve sanırım kitabın en güçlü tarafı da bu oldu.
Çünkü Hamnet, aslında Shakespeare’i anlatmıyor.
Bir aileyi, kaybı, sessiz acıları ve geride kalan insanları anlatıyor.
Tarz olarak bana çok yakın bir roman değil.
Daha sakin, daha atmosferik, daha duygu odaklı ilerliyor. Ama buna rağmen okuması oldukça akıcıydı.
Kitabın gerçek başrolü ise kesinlikle Agnes’ti.
Bazı bölümlerde Shakespeare’den bile daha canlı, daha güçlü ve daha unutulmaz hissettirdi.
Zaman zaman insanın ruh hâlini aşağı çeken, boğaza düğüm oturtan bir havası var. Özellikle yas hissini çok sessiz ama etkili veriyor.
Benim okuma tarzıma tamamen hitap ettiğini söyleyemem ama yine de iyi ki okudum dediğim kitaplardan biri oldu.
Ve evet…
Londra’ya benimle gelmeyi kesinlikle hak etti :))