Kubra ozkan

Kubra ozkan
@Kbra55
Öğretmen
Karadeniz Teknik Üniversitesi
Kars
Ankara
16 okur puanı
Mayıs 2016 tarihinde katıldı
Bizim şubeye geldiğinde herkes frakının düğmesini ilikledi, ben hiç umursamadım! Müdür de kimmiş? Müdür değil mantar. Sıradan, alelade bir mantardan başka bir şey değil. Bildiğiniz şişe mantarı işte. İmzalamak için bazı evrakları getirdiklerinde çok eğlendim. Masa şefi bilmem kim diye imza atacağımı düşünmüşlerdi, olacak şey mi? Kağıdı alıp müdür için ayrılan yere VIII. Ferdinand diye imzamı bastım. Ortalığı kaplayan saygı dolu sessizlik görülmeye değerdi. "Kullarım olduğunuzu göstermeye gerek yok" dercesine elimi sallayıp dışarı çıktım.
Sayfa 46·Kitabı okudu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Kendilerine benzemediğim için, arkadaşlarımın hepsi beni hırçın, merhametsiz alaylarla karşıladılar. Halbuki alaya hiç dayanamıyor, herkes gibi başkalarıyla kolaycacık kaynaşamıyordum. Daha ilk anlardan beri hepsinden nefret etmiştim; ürkek, marazlı, boyumdan büyük bir gurura gömüldüm. Kabalıklarına karşı isyan duyuyordum. Yüzümle, hantal vücudumla hayasızca eğlenirlerdi; halbuki bazılarının öyle manasız suratları vardı ki!
Sayfa 72·Kitabı okudu
İlkin sevmek elimden gelmezdi, çünkü bence sevmek, manevi üstünlük kurmak, zorbalık etmek anlamına gelir. Ömrüm boyunca başka türlü düşünmedim; hatta şimdi bile bazen sevginin sevdiğimizin bize gönül rızasıyla bağışladığı, kendine zorbalık etme hakkından ibaret olduğunu düşünüyorum.
Sayfa 134 - İş Bankası·Kitabı okudu
Daha yirmi otuz metre kadar uzaklaşmışlardı ki, oldukları yerde kalakaldılar. Çiftlik evinde bir gürültüdür kopmuştu. Geri dönüp hızla eve koştular ve pencereden içeri baktılar. Evde korkunç bir kavga patlak vermişti: bağırıp çağırmalar, masaya vurmalar, kuşkulu sert bakışlar, küfür kıyamet... Anlaşıldığı kadarıyla kavganın nedeni, Napolyon ile bay Pilkington'ın aynı elde maça ası çıkarmış olmalarıydı. İçeride on ikisi de öfke ile bağırıyor, on İkisi de birbirine benziyordu. Artık domuzların yüzlerine ne olduğu anlaşılmıştı. Dışarıdaki hayvanlar, bir domuzların yüzlerine, bir insanların yüzlerine bakıyor; ama onları birbirinden ayırt edemiyorlardı.