Freud’a göre kişilik işlevlerini sürdürmeye yönelik temel iki içgüdü bulunmaktadır: yaşam ve ölüm içgüdüsü. Bu içgüdüler, doğumdan itibaren işlev görür.
Öfke, iyi bir şeyin ortaya çıkabileceğine dair güvenimizi aşındırır. Umut etmek için bir şeyler olmalıdır.
Ve umudun yitirilmesinin ardında genellikle öfke vardır; kızgınlığın ardında acı; acının ardında ise bazen yakın zamanlarda yaşanmış, ama çoğunlukla uzun süre önce meydana gelmiş şu ya da bu türden bir eziyet yatar.
Kişinin öfkeden ders almak, böylece onu dönüştürmek için kendisine izin vermesi, öfkeyi dağıtır. İnsanın enerjisi başka alanlarda, özellikle de yaratıcılık alanında kullanılmak üzere geri döner. Kimileri, süreğen öfkeleri sayesinde yaratabildiklerini iddia ederlerse de, sorun öfkenin ortak bilinçdışına -o sınırsız hayali imgeler ve düşünceler dağarına- giriş sınırlamasıdır. Bu durumda, öfke sayesinde yaratan bir kişi, yeni hiçbir şey ortaya koymaksızın, tekrar tekrar aynı şeyleri yaratma eğiliminde olacaktır.