Kübra Sevinç

Kübra Sevinç
@Kbrasvnc
Sevgili Dost Tahterevalliye tek başına binen, aşağıda durmayı hak eder. Sevgili Dost Gel ve yüksel.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Sevgili Dost Herkesin seviyormuş gibi yaptığı, ancak sevginin ne olduğunu pek az kimsenin bildiği bir zamanda yaşıyoruz. Belki de bütün zamanlar böyleydi.
Dul bir kadın, el kadar çocuğuyla yalnız kalamazdı! Bizim ülkemizde kadın olmak böyle bir şey işte: Yakanda adınla, kimliğinle, kişiliğinle değil; ‘namusludur’ etiketiyle gezmek zorundasın. Boşanmışsan ya da kocan ölmüş de dul kalmışsan işin daha zor! Şöyle bir ağız dolusu gülemezsin, yaka bağır açık, dekolte giyinemezsin. Ortalıkta çok görünmek, çok gezmek bile haramdır sana. Yanı sıra, düşündüklerini ifade edemezsin, kendini savunamazsın, içinden geldiği gibi davranamazsın. Seninle ilgili kararları bile başkaları alır, ister istemez kabullenmek zorunda kalırsın.
Sayfa 44·Kitabı okudu
Kitap Alıntısı
Türkiye’deki kadın suçluluk oranı, yüzde 3. Erkeklerle kıyaslanırsa çok düşük bir oran! Ne anlama geliyor bu: 97 erkeğe karşı 3 kadın suçlu. Kadınların en çok işlediği suç ise yüzde 71 oranıyla cinayet! Ancak buradaki oran da son derece dengesiz: Ülkemizdeki cinayet faillerinin yüzde 95’i erkek, yüzde 5’i kadın. Çünkü erkekler “töre cinayeti” diyor öldürüyor, “namusumu temizlemem gerek” diyor öldürüyor, “kafam kızdı” diyor öldürüyor, “gözünün üstünde kaşın var” diyor öldürüyor. Kadınsa, genellikle bıçak kemiğe dayanmadan cinayet işlemiyor. Erkekler kadınları planlı bir şekilde öldürürken, kadınlar önceden planlamıyor cinayeti. Şiddete maruz kalma, yoğun öfke ve birikimler başlangıç noktası oluyor. Oranlar ne olursa olsun, yasalar karşısında ve vicdanen, işlenen suçun cinsiyeti yok!
Sayfa 11·Kitabı okudu
Kitap Alıntısı
Barış
İnsanın her türlü korku ve şiddetten arınmış, öteki bireylerle eşit, özgür ve yapıcı iliişkiler içinde, tüm potansiyelini kullanabilme, geliştirebilme olanağının adıdır barış. Potansiyel ile gerçeklik arasındaki farkın yok olduğu bir toplumsal yapı yaratmadır; o yapının adıdır. Tam da bu nedenle, entelektüel olduğu kadar sınıfsal bir sorundır; toplumsal boyutları çok daha derin ve büyüktür ve ancak toplumsal mücadeleyle gerçekleşebilen bir dünya ütopyasıdır.
Sayfa 207·Kitabı okudu