Stwfan Zweıg , Üç Büyük Usta kitabında
"Toplumun romanını yazan" ve kendi gücünü dünya kabul ettirmek isteyen Balzac, "Aile romanını yazan" ve döneminin İngiliz kültürü ile özdeşleşen Dickens, "Bireyin romanını yazan" ve yaşamla ölüm dehale çılgınlık arasında gidip gelen Dostoyevski hem Birer yazar hem de gerçek birer kişilik olarak Zweig'ın bu eserinde karşımıza çıkıyor.
Balzac :
Balzac için Napolyon tam örnek alınacak kişiydi. Napolyon'un Resmin altına şunu yazması boşuna değildir" Onun kılıçla sona erdiremediğini ben kalemle tamamlayacağım."
Balzac için "yoğunluk" çok önemlidir. Durgun insanlar Balzac'ı ilgilendirmez, sadece kendini bir tek şeye verenler, bütün siniriyle, bütün kaslarıyla, bütün düşünceleriyle hayatın bir ilizyonuna takılanlar ilgilendirir; Neye olursa olsun, aşka, sanata, cimriliğe, fedakarlığa, cesarete, tembelliğe, politikaya, dostluğa. Rastgele, herhangi bir sembole, ama bütünüyle verenler Yani tutkul insanlar...
Dıckens:
Caharles Dıckens bütün İngiliz dünyasının en sevilen, en çok hayranlık duyulan, en çok saygı gösterilen hikayecisidir.
Balzac'ın bir kahramanı dünyayı boyunduruk altına almak ister, Dostoyevski'nin kahramanı ise onu alt etmek. Her ikisinin de günlük yaşamın üstüne çıkma gayreti, sonsuzluğa doğru bir yönelim vardır. Dickens insanlarının hepsi mütevazıdır.
Dickens hayattan fazla bir şey istemiyordu onun. kahramanları da böyleydi.
Bunun sebebini de şu cümleden anlayabiliriz aslında "Sadece küçük insanlardan iyilik görmüştü: işte sadece onlara bu iyiliklerin karşılığını ödemek istiyordu."
Ayrıca çocukluk Dıckens'ın romanlarında cennettir. Çünkü o çocukları insan varlığının en temiz biçimi olarak gerçekten sevmiştir, insanları sempatikleştirmek istediğinde onları çocuk gösterir. Hatta hayatı gerçekliği içinde