Yüzü çok ciddileşmiş olan Boka gözlerini önündeki sıraya dikmişti. Şu sırada, o tertemiz çocuk ruhu ilk kez, şimdiye kadar hiç kapılmamış olduğu bir sezgiye kapılmıştı: Şu hayat denen şey ne biçim şeydi? Kimi zaman sevinçler veren, kimi zaman içimizi acılarla dolduran, kölesi olduğumuz şu hayat neyin nesiydi böyle?
"Ey savaşçılar! Allah yolundan dönen kimdir? Ey gaziler! Hak yolunda geri kalan kimdir? Kâbe sağımızda, cennet önümüzde, Allah her tarafımızda! Şehit olmaya âşık olmayan kimdir? Mutlaka yurdumuza, mutlaka Allah'a döneceğiz! İleri!..."