Artık kimse “sadece insan” değil. Herkes bir şeyci. Yaşam koçu, ilişki uzmanı, kahve gurmesi, minimalizm anlatıcısı, pazartesi motivasyon konuşmacısı… Henüz hayatını çözememiş ama başkalarına yol gösterebilen bir nesil bu.
En güzeli de “ben aslında çok doluyum” diye başlayan cümleler.
Hiçbir şey söylemiyor, ama çok dolu. Ne ile dolu bilmiyoruz. Muhtemelen kahve ve özgüven.
Bir video açıyorsun:
— “Şimdi sana hayatını değiştirecek bir şey söyleyeceğim.”
Söylüyor: “Kendini sev.”
Teşekkür ederim, bunu denememiştim.
Herkes farkındalık satıyor ama kimse farkında değil. Empati anlatanlar ilk eleştiride engelliyor. Sabır öğretenler yorumlara sinirleniyor. “Kimseye ihtiyacın yok” diyenler günde 14 story atıyor, görülmeye ihtiyaçları var.
En komiği de şu:
“Herkes seni anlamak zorunda değil” diyenler,
herkesin onları anlamasını istiyor.
Artık yaşamak yetmiyor, yaşadığını anlatmak gerekiyor. Mutluysan kanıtla, üzgünsen estetik ol, yalnızsan derin görün. Sıradan olmak yasak. Halbuki en devrimci hâl şu olabilir:
Hiçbir şeyci olmadan, sessizce yaşamak.
Ama tabii bunu kim anlatacak?