Instagram’da teşhis koyan “psikologlar”…
Aslında psikolog değil, çoğu zaman sadece telefonu elinde iyi ışık yakalamayı bilen insanlar.
Ama nasıl oluyorsa, 30 saniyelik bir Reels videosundan insanlara kişilik bozukluğu, bağlanma stili, hatta çocukluk travması bile “teşhis” ediyorlar.
Sanki insan ruhu bir filtre, duygu durumu da bir müzik seçeneğiymiş gibi.
“Eğer şu davranışı yapıyorsan kesin narsistsin.”
“Bu cümleyi kuruyorsan toksiksin.”
“Böyle hissediyorsan travmalı büyümüşsün.”
Ne kadar kolay değil mi?
Koskoca bilim alanını üç tane maddeye indirip insanları etiketlemek.
Hem de hiçbir değerlendirme yapmadan, hiçbir görüşme olmadan, kişiyi hiç tanımadan.
Sadece bir video izleyip kendini psikolojik Sherlock sanmak…
Oysa gerçek psikoloji bambaşka bir şeydir.
Sessizlik ister, zaman ister, güven ister.
Bir insanın hayatına özenle dokunmayı, yargılamadan dinlemeyi, anlamaya çalışmayı gerektirir.
Ama Instagram teşhisçileri?
Onlar daha çok şu kafada:
“Bugün kime borderline diyorum, bakalım algoritma kimi önüme atacak?”
En tehlikelisi de şu:
İnsanlar kendilerini gerçekten bu etiketlere göre görmeye başlıyor.
“Ben terk edilmekten korkuyorum, demek ki bağlanma stilim kesin şu.”
“Biri beni kırdı, demek ki o kesin narsist.”
Halbuki duygular insan olmanın doğal bir parçası; her his bozukluk değil, her yara tanı değil.
Kısacası Instagram’daki bu “hızlı teşhis kültürü”, bilgiden çok karmaşa, şifadan çok yük getiriyor.
Gerçek psikologlar izler, değerlendirir, sorar, dinler…