Kdfn

İmkanın sınırını görmek için imkansızı denemek lazım. Fatih Sultan Mehmet
Edebiyat
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Dikkat!
İnsanların fevri ve tepkisel hareketleri gerçekten ayrı bir sanat dalı olmalı. Henüz düşünce sahneye çıkmadan, tepki kuliste makyajını yapmış oluyor. Daha cümle bitmeden alınan kararlar, yarım saniyede bozulan dostluklar… Rekor kırmaya oynayan bir refleks sistemiyle karşı karşıyayız. Biri “Bir dakika” der, karşı taraf “Beni susturamazsın!” diye ayağa fırlar. Kimse susturmadı, sadece dakika istedi ama olsun… Tepki hazır, kullanmamak ayıp. Bazı insanlar için düşünmek lüks, tepki vermek ise temel ihtiyaç. Açlık değil ama sinir krizi geldi mi ertelenemiyor. En ilginci de şu: Fevri insanlar her zaman haklı olduklarına inanırlar. Çünkü düşünmeye vakit yoktur, hız varsa doğruluk da vardır. Sonradan “Ben öyle demek istemedim” cümlesiyle durumu kurtarmaya çalışırlar. Oysa herkes bilir ki o an tam olarak onu demek istemişlerdir, sadece sonuçlarını istememişlerdir. Tepkisel davranışlar genelde “Ben buyum” cümlesiyle savunulur. Sanki karakter değil de fabrika ayarı. Güncelleme yok, yama yok, hata düzeltmesi hiç yok. Sinirlen, patla, ortamı ger, sonra “Ben açık sözlüyüm” etiketiyle piyasaya çık. Bir de fevri olup sakin insanlara “çok sessizsin” diyenler vardır. Evet sessizim, çünkü içimde bir acil durum sireniyle yaşamıyorum. Her düşünce yangın değil, her cümle müdahale gerektirmiyor. Sonuç olarak fevri tepkiler kısa sürer ama etkisi uzun olur. İnsanlar unutur sanılır, ama unutmaz. Sadece mesafe koyar. Çünkü herkes tartışmayı sever ama kimse her cümlede duygusal ambulans çağırmak istemez.
Duygu ve Düşünce
Dördüncü kahvenin etkisi:)
Uyuyamamak garip bir şey… Gündüz uykun gelir, yatacak yer bulamazsın. Gece yatarsın, bu kez uykun seni bulamaz. Yatağa giriyorsun, tam gözlerini kapatacaksın… Beyin: “Bugün düşünmemiz gereken 48 konu vardı, hadi başlayalım.” Kardeşim, hepsini sabah konuşurduk. Sen neden mesaiye kaldın? Bir dönüyorsun olmuyor, diğer yana dönüyorsun yine olmuyor. En son yüzüstü, kol dümdüz, bacak ters açı… Sanki uyku değil Twister oynuyorsun. Telefonu eline alınca her şey bitiyor zaten. “Bir bildirim bakayım…” Sonra kendini 02.00’te “Uykusuzluk neden olur?” diye arama yaparken buluyorsun. İroniye bak, onu araştırırken de uyumuyorsun. En sonunda şöyle düşünüyorsun: “Tamam, uyumuyorum ama bari yarın verimli olurum.” Sabah oluyor… Verimli olan tek şey gözaltı torbaların.
Duygu ve Düşünce
Okumalısın bence yalnızca okuyanlar kalp atsın lütfen
Instagram’da teşhis koyan “psikologlar”… Aslında psikolog değil, çoğu zaman sadece telefonu elinde iyi ışık yakalamayı bilen insanlar. Ama nasıl oluyorsa, 30 saniyelik bir Reels videosundan insanlara kişilik bozukluğu, bağlanma stili, hatta çocukluk travması bile “teşhis” ediyorlar. Sanki insan ruhu bir filtre, duygu durumu da bir müzik seçeneğiymiş gibi. “Eğer şu davranışı yapıyorsan kesin narsistsin.” “Bu cümleyi kuruyorsan toksiksin.” “Böyle hissediyorsan travmalı büyümüşsün.” Ne kadar kolay değil mi? Koskoca bilim alanını üç tane maddeye indirip insanları etiketlemek. Hem de hiçbir değerlendirme yapmadan, hiçbir görüşme olmadan, kişiyi hiç tanımadan. Sadece bir video izleyip kendini psikolojik Sherlock sanmak… Oysa gerçek psikoloji bambaşka bir şeydir. Sessizlik ister, zaman ister, güven ister. Bir insanın hayatına özenle dokunmayı, yargılamadan dinlemeyi, anlamaya çalışmayı gerektirir. Ama Instagram teşhisçileri? Onlar daha çok şu kafada: “Bugün kime borderline diyorum, bakalım algoritma kimi önüme atacak?” En tehlikelisi de şu: İnsanlar kendilerini gerçekten bu etiketlere göre görmeye başlıyor. “Ben terk edilmekten korkuyorum, demek ki bağlanma stilim kesin şu.” “Biri beni kırdı, demek ki o kesin narsist.” Halbuki duygular insan olmanın doğal bir parçası; her his bozukluk değil, her yara tanı değil. Kısacası Instagram’daki bu “hızlı teşhis kültürü”, bilgiden çok karmaşa, şifadan çok yük getiriyor. Gerçek psikologlar izler, değerlendirir, sorar, dinler…
Duygu ve Düşünce
Daha iyi biri olmak için sınırlarınızın ihlal edilmesine izin verin; sonra nasıl en 'kötüsü' oldugunuzu izleyin. Mesafe, altın anahtardır. Herkesin sizden bir tık çekineceği kadar sınır koymak ise bilgelik seviyesi..
1000Kitap