Bazı insanlar vardır;
fikirlerini anlatmak yerine dayatmayı tercih eder.
Sanki bir düşünce değil de emir veriyormuş gibi konuşur.
Karşısındaki insanın aklı yokmuş,
kararı yokmuş,
sınırı yokmuş gibi…
Bu, fikir savunmak değil;
benlik işgalidir.
Bir insanın kendi doğrularını başkasına baskıyla kabul ettirmeye çalışması,
aslında fikrinin gücünden değil,
kendine olan güvensizliğindendir.
Çünkü sağlam fikir açıklamaya, tartışmaya, sorgulanmaya dayanır.
Ama baskıyla kabul ettirmeye çalışan,
“Ya ikna edemezsem?” korkusunu şiddete dönüştürür.
Böyle insanlar:
Konuşurken dinlemez,
Soru sorulunca rahatsız olur,
Farklı düşünce görünce tehdit algılar.
Çünkü onların amacı paylaşmak değil;
haklı çıkmaktır.
O an için “kazanırlar”,
ama aslında kaybettikleri şey daha büyüktür:
Karşı tarafın saygısı, güveni ve özgürlüğü.
Bir fikri zorla kabul ettirmek,
karşındaki insanı ikna etmek değil,
susmaya zorlamaktır.