Kötülerin kaybetmediği bir toplum…
Aslında en büyük yıkımını savaşta değil, çocuklarının gözünde yaşar.
Düşünsene; bir çocuk bakıyor dünyaya…
Hile yapan kazanıyor,
yalan söyleyen sıyrılıyor,
başkalarını ezen yolları açıyor.
Sonra sen dönüp o çocuğa diyorsun ki:
“Dürüst ol, doğru yaşa, iyi insan ol.”
Çocuk da içinden diyor ki:
“Tamam da… iyi olanların yüzü neden asık?”
Bir toplumda kötüler sürekli ödüllendiriliyorsa,
iyiler de sürekli “sabret” denilerek oyalanıyorsa,
ahlak kitaplarda kalır, hayatta geçmez.
Çocuk da bir süre sonra gördüğüne bakar, duyduğuna değil.
Kötünün kazandığı bir yerde ahlak,
çocuklara masal gibi anlatılır ama
gerçekte kimse yaşamaz.
Öğretilmez çünkü yaşanmayan hiçbir şey öğretilmez;
çocuklar kulaklarıyla değil, gözleriyle öğrenir.
Bu yüzden kötülerin kaybetmediği bir toplum,
geleceğini kötülüğe devretmiş demektir.
Bir gün biri çıkar der ki:
“Biz nerede yanlış yaptık?”
Yanlış, kötüyü alkışladığımız gün başlamıştır.