Puslu Kıtalar Atlası hem yazım tarzı hem de konusu bakımından uzun zamandır özlemini çektiğim bir kitapmış. Türk kültür ve tarihine yaptığı göndermeler olsun destansı anlatımı olsun beni büyüledi diyebilirim. Descartes’in düşünüyorum öyleyse varım bağlamından yola çıkan İhsan Efendi’nin oluşturduğu muazzam bir kurgu. Tarih, sosyoloji ve felsefenin çılgın bir masalda birleştiğini düşünün. İşte Puslu Kıtalar Atlası okuyucusunu böyle bir dünyanın içine atıyor. Bu kitabı okumadan önce şöyle bir cümle duymuştum “ Puslu Kıtalar Atlası’nın gerçek okuyucusu bu kitabı bitirdikten sonra artık aynı kişi olamaz” şimdi bu kitabı bitiren Kader artık aynı Kader olarak devam edemeyecek hayatına. Dünyaya, varoluşa ve tarihin silik yüzlerine daha farklı bakan ve yorumlayan biri olarak devam edecek hayatına. Teşekkürler İhsan Oktay Anar. Teşekkürler Puslu Kıtalar Atlası.