Merhaba,
Bugünde çoğu yerde şatışta ve trendlerde olan Mürebbiye’den bahsedeceğim. Stefan Zweig’ın okuduğum 5. kitabı. Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu kitabının başarısını teyit geçti.
Kitapta sade ve hoş dört kısa hikaye yer alıyor. Bu hikayeler “Mürebbiye, Yaz Novellası, Geç Ödenen Borç, Kadın Ve Yeryüzü”
Kitabın konularından bahsedeyim. Mürebbiye’nin hüzünlü kaderi, yaşlı bir beyin genç bir kıza olan hislerindeki çekingenliği, tiyatro oyuncusunun sadık hayranı ve biraz doğa biraz karşı cinsler arasındaki etkileşim, his yoldaşlığı.
Hepsinin sadeliği beni çok memnun etti. Kitabı okumak meditasyon gibi geliyor. Aralarından en sevdiğim hikaye sonuncusu olan “Kadın Ve Yeryüzü” idi. Diğerlerine kıyasla anlatımı, betimlemeleri, karakterlerin hisleri daha canlı geldi gözüme, kulağıma.
Özellikle üzerinde düşünmeyi gerektiren kitaplardan sonra kendini dinlenmeye almak isteyen okurlar için hoş bir kitap. Almak istemeyenler içinde öyle. :)
Son bir şey, Venedik Yayınlarından okumanızı tavsiye etmiyorum. İyi geceler dilerim.
MürebbiyeStefan Zweig · Venedik Yayınları · 201932,8bin okunma
Zweig,bize birbirinden güzel dört farklı hikaye sunuyor. Favorim tabii ki kitaba adını veren Mürebbiye
İki kız kardeşe mürebbiyelik yapan genç kız,ev sahibinin yeğeni Otto ile yaşadıklarının sonuçlarına katlanmak zorunda kalıyor. İki küçük kız çocuğunun kendi ‘yöntemleri’ ile keşfettikleri ve kendi dünyalarında hissettikleri merhamet,mürebbiyeleri için yeterli olmayıp,yetişkinlerin ne kadar acımasız ve kırıcı olduklarını kendi küçük dünyalarında anlayamadan olaylar sonuçlanmış oluyor. Ataerkil dünyanın zulmünü anlıyoruz bu hikayede. Ortaçağ Avrupası bana hep sonradan görme,şişirilmiş egolar ve bu zenginlerin gözünde ‘haşere’ olan halk olarak ikiye ayrılmış gözüküyor ve ben bu durumla ne zaman karşı karşıya kalsam mide bulantısı dışında başka bir şey duymuyorum. Neyse,sinirlenmeyeceğim.. İkinci hikaye Yaz Novellası,bir dönem otelde kalan bir adamın,bir genç kıza isimsiz gönderdiği mektupları konu alıyor. Bıraktığı her mektubun,genç kızın üstünde bıraktığı her etkiyi izleyip bir süre daha oyununa devam ediyor. Üçüncü hikaye olan Geç Ödenen Borç’ta ise Margaret,yıllar sonra dinlenmek için gittiği otelde karşılatığı yabancının kendisine tanıdık gelmesiyle eski arkadaşı Ellen’e yazdığı mektupta ondan sakladığı bir sırrını anlatıyor. Beni diğer hikayelere göre biraz daha fazla etkilemişti. Son olarak Kadın Ve Yeryüzü;Yazın insanı gerçekten yakan o sıcakta herkesin beklediği o yağmur birkaç damlanın ardından kesiliyor.Otelin misafirlerinden olan genç kız,herkesten biraz daha çok ve çabuk bu olaya üzülmesi delikanlının dikkatini çekiyor ve onu izlemeye,doğa ile bütünleştirmeye başlıyor. Dört hikayede de karakterler kanlı canlı bizimle beraber! Zweig’in bu anlatımına hastayım! Fakat diğer kitaplarıyla kıyasa alırsak sönük kalacağını söylemeden geçemem. Anlatım,ifade her şey
MürebbiyeStefan Zweig · Venedik Yayınları · 201932,8bin okunma
İçinde dört farklı hikaye bulunan bu kitap oldukça başarılı.
Her birinde insanın ruh yapısındaki değişikliklerden bahsederek okuyucuya farklı pencereler aralayarak farklı dünyaya giriş yaptırıyor.
İyi okumalar dilerim...
Kitabı çok begenmedim, tavsiye etmiyorum, Stefan Zweig’ in diğer kitaplarına nazaran basit bir kitap bana göre . Çeviri olarak da yetersiz.Sürükleyici bir kitap değil kesinlikle .
MürebbiyeStefan Zweig · Venedik Yayınları · 201932,8bin okunma
'Mürebbiye' en az beğendiğim Zweig öyküsü oldu. Öykülerdeki mantık hatalarından rahatsız oldum. Genel olarak etkilendiğim cümle ya da olay da olmadı. Hikayeler klasik Zweig anlatımındaydı fakat olay örgüsünü zayıf buldum.
4/10
MürebbiyeStefan Zweig · Venedik Yayınları · 201932,8bin okunma
Kitap 4 hikayeden oluşuyor, ismine aldanıp sadece tek konu sanmayın. Hikayeler oldukça sıkıcı ve vasat geldi bana. Bilmiyorum bekkide zweig'in daha önce bir çok kitabını okuduğum için belki bu beklentimi karşılamadı diye oyle düşünüyorumdur. Murebbiye hikayesi, işlenmesi gerekmesine rağmen yarıda kesilmiş gibi duruyor, yani sonunda 'Ee yok mu bunun devamı?' diye düşünüyor insan. Geç ödenen borç hikayesi güzel. Onu okurken biraz keyif aldığım söylenebilir. Son hikaye ise yani yeryüzü ve kadın hikayesi, aşırı betimleme içermesinden dolayı bıkkınlık hissi doğuruyor. Boş zamaninizda okuyabileceginiz ama sonunda 'Ee şimdi bu kitap bana ne kattı?' diye düşünmekten kendinizi alamayacağıniz bir kitap bence. Şahsi düşünceme göre, bir yazarın her kitabı aynı seviyede kaliteye sahip olacak diye bir şey yok ve her kitap okunmaya değer diye bir şeyde yok. İşte Murebbiye adlı kitabımız, bu kısma giren, beklentiyi karşılamayan ve okunmaya değmeyen kitaplar arasında ne yazik ki. Tavsiye edemiyorum :(
Eveeett efenim Zweig üstadın bir kitabını daha bitirdim. Kitap 4 öyküden oluşuyor, kitaba adını veren Mürebbiye öyküsünü bitirene kadar türlü türlü işkenceler çektim. Şimdiki zaman ile yazılmış, beni inanılmaz boğdu. Diğer 3 öyküsünü ise severek okudum. Kitabı bitirmek için kendimi biraz zorladım diyebilirim. Konular beni yazarın diğer kitapları gibi sarmadı.
Kitabı kütüphaneme ekledim, gelecekte tekrar okur muyum pek emin olmamakla birlikte daha önceden okumuş olmayı dilerdim belki o zaman bende daha farklı etkiler bırakabilirdi. Üslûp olarak da okurken bunu Zweig yazdı diyemedim.
MürebbiyeStefan Zweig · Venedik Yayınları · 201932,8bin okunma
Yazar Stefan Zweig olunca kaliteli bir kitap okuduğunuzu bilirsiniz. İnsanın hallerine dair öyküler var ve insanın içini öyle güzel dışarıya yansıtıyor, duygusunu öyle güzel kelimelere döküyor ki hayran kalıyorsunuz. Ben, anlattığı insanın o anki haline dokunduğumu hissettim okurken. İçindeki öyküler de kısa olunca okunması da kolay ve keyifli oluyor.
MürebbiyeStefan Zweig · Venedik Yayınları · 201932,8bin okunma
Diktatörlükten kaçan yirminci yüzyıl aydınlarının sembolü olan Stefan Zweig, Mürebbiye adlı kısa romanında, yüksek tabakanın, kadınları cezalandıran ve erkekleri koruyan tutucu ahlak anlayışını çarpıcı bir öyküyle önümüze seriyor.
Eser dört kısa öyküden oluşuyor...
Mürebbiye
İki kız kardeşe mürebbiyelik yapan genç kız, ev sahibinin yiyeni olan Otto ile yaşadığı gönül macerasının sonucuna katlanmak zorunda kalıyor...
İki küçük çocuğun kendi yöntemleri ile keşfettikleri ve duygusal dünyalarında hissettikleri merhamet mürebbiyeleri için yeterli olmayıp, büyüklerin ne derece acımasız olduklarını kendi küçücük dünyalarında anlamadan karar vermelerini sağlıyor...
Yaz Novellası
Bir yaz döneminde otelde kalan bir adamın, bir genç kıza isimsiz gönderdiği mektupları konu alıyor...
Bıraktığı her mektubun, genç kızın üstünde bıraktığı etkiyi uzaktan izleyip bir müddet oyununa devam ediyor...
Geç Ödenen Borç
Margaret, yıllar sonra dinlenmek için gittiği otelde karşılaştığı yabancının kendisine tanıdık gelmesi ile, arkadaşı Ellen'e yazdığı mektupta ondan bile sakladığı sırrını anlatıyor...
Margaret, lise yıllarında hayranı olduğu tiyatro sanatçısı Peter Sturzentaler'in ona yaptığı iyiliğin karşılığını şimdi yaşlı ve felçli olan bu adama ödemenin zamanının geldiğini düşünerek odasından otelin lobisine inerek, zihninde kurguladığı senaryoyu hayata geçirip, insan yerine koyulmayan yaşlı tiyatrocuya borcunu ödeme kararı alıyor...
Kadın ve Yeryüzü
Yazın kavurucu sıcağında herkesin beklediği yağmur bir kaç damla yağdıktan sonra kesiliyor. Otelin misafirlerinden olan bir genç kız ise, tüm misafirlerden daha çok bu olaya üzülünce, delikanlının dikkatini çekiyor...
Delikanlı ise bu genç kızın izlemeye ve onu doğa ile bütünleştirmeye başlıyor. Gece yarısı karşılaştığı genç kız ile
Venedik Yayınları tarafından basılan ve Yüksel Başarmış'ın çevirisi ile bizlere sunulan bu eser 4 kısa öyküde meydana geliyor.
Kitaba ismini veren Mürebbiye öyküsü, çocukların bakış açısı ile ele alınmış,
Yaz Novellası ve Geç Ödenen Borç öykülerinde ise biri erkek diğeri kadın olan ana karakterler yaşlı kimseler iken,
Kadın ve Yeryüzü öyküsünde ben dili kullanılarak anlatılmış öykülerden oluşuyor.
"Geç Ödenen Borç" , öyküsünü daha önce okumuş ve beğenmiştim, "mutluluk nedir? " sorusuna cevap vermeye ve bizlere sorgulatan bir öykü. "Mürebbiye", "Yaz Novellası" ve "Kadın ve Yeryüzü" aşkı, şehvetin ve bedellerini konu alan öyküler. Anlatım güzel olmasına rağmen nedendir bilmem, Geç Ödenen Borç dışında öyküler beklediğim kadar etkilemedi beni. Tabi her öykü herkeste farklı etki uyandırır. Okunabilir.
Stefan Zweig, Avusturyalı yazar ve gazeteciydi. Edebi kariyerinin zirvesinde olduğu 1920'li ve 1930'lu yıllarda, dünyanın en çok çevrilen ve en popüler yazarlarından biriydi.
Zweig, Viyana, Avusturya-Macaristan'da büyüdü. Honoré de Balzac, Charles Dickens ve Fyodor Dostoyevski gibi ünlü edebiyatçılar hakkında Üç Büyük Usta (1920) ve belirleyici tarihsel olaylar hakkında Yıldızın Parladığı Anlar (1927) adlı tarihsel incelemeler yazdı. Ayrıca Joseph Fouché (1929), Mary Stuart (1935) ve Marie Antoinette'nin biyografilerini yazdı. Zweig'ın en bilinen kurgu eserleri arasında Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu (1922), Amok Koşucusu (1922), Korku (1925), Karışık Duygular (1927), Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat (1927), psikolojik roman Sabırsız Yürek (1939) ve Satranç (1941) yer almaktadır.
1934 yılında Almanya'da Nazi Partisi'nin yükselişi ve Avusturya'da Ständestaat rejiminin kurulmasının bir sonucu olarak Zweig, İngiltere'ye göç etti ve 1940 yılında kısa bir süre New York'a ve daha sonra yerleştiği Brezilya'ya taşındı. Son yıllarında bu ülkeye aşık olduğunu ilan edecek ve Brezilya, Geleceğin Ülkesi adlı kitabında bu ülke hakkında yazacaktı. Yıllar geçtikçe Zweig, Avrupa'nın geleceği konusunda giderek daha fazla hayal kırıklığına uğradı ve umutsuzluğa kapıldı. 23 Şubat 1942'de Petrópolis'teki evlerinde eşi Lotte ile birlikte aşırı dozda barbitürattan ölü bulundu. Eserleri birçok film uyarlamasına temel oldu. Zweig'ın anı kitabı Dünün Dünyası (1942), I. Franz Joseph yönetimindeki Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun çöküş yıllarındaki yaşamı betimlemesiyle dikkat çeker ve Habsburg İmparatorluğu hakkındaki en ünlü kitap olarak anılır.