İlkin, bilmediğim dilimi damağıma çarpa çarpa bir ağıt: isli kızıl. Topraklar karası, buzlar beyazı bundan böyle bana kalan...
O eski mavi; on altı yaş, ilk aşk. Gözünde gördüm de tanıdım: Gök maviymiş, deniz mavi. Gece uykuya daldığında, göz kapakları mavilerini örttüğünden gök kara, sular kara, kara parçası pare pare... Hiç kavuşmadım ya belki ondan; platonik mavi.
İlkin, bilmediğim dilimi damağıma çarpa çarpa bir ağıt: isli kızıl. Topraklar karası, buzlar beyazı bundan böyle bana kalan...
O eski mavi; on altı yaş, ilk aşk. Gözünde gördüm de tanıdım: Gök maviymiş, deniz mavi. Gece uykuya daldığında, göz kapakları mavilerini örttüğünden gök kara, sular kara, kara parçası pare pare... Hiç kavuşmadım ya belki ondan; platonik mavi.
Aynı mavi, bambaşka renklerden oluşan apaynı neşe: Maviye çok bakarsan, gözün dalarsa uzun uzun, gönlünün dalgıçlığı derinse evvelse, yolun kırmızıya çıkar, kimin çıkmış ki deme, çıkanlardan bilirim, çıktığımı da bilirim, nasıl zor döndüğümü de!
Aynı mavi, bambaşka renklerden oluşan apaynı neşe: Maviye çok bakarsan, gözün dalarsa uzun uzun, gönlünün dalgıçlığı derinse evvelse, yolun kırmızıya çıkar, kimin çıkmış ki deme, çıkanlardan bilirim, çıktığımı da bilirim, nasıl zor döndüğümü de!