Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Ebû Süleyman es-Sicistânî, farklı toplumların faziletlerini anlatırken, üç kadim topluluğa farklı yetenekler atfeder. Sicistânî'ye göre "Hikmet Yunanlılar'ın zihninde, Araplar'ın dilinde, Fârisîler'in kalbinde ve Çinliler'in eline indirilmiştir."
"Vıcık vıcık yüzeysellik yayan şu "kişisel gelişim" kitaplarının bağırıp durduğu "İstersen yaparsın" sözü tam bir kandırmacaydı. İnsan ancak yapabileceğini isterdi. "İstemek" kavramı, "dilemek"ten ve "hayallere dalmak"tan farklı bir şeydi. Bedelini göze almakla gereğini yapmakla ilgili bir şeydi."
Livaneli'nin hangi eserini okusam içerisinde bir kültür bir tarih bulabiliyorum belkide onun en sevdiğim özelliğide bu. Romanlarında olay örgüsünün yanında verdikleri.. Mesela Huzursuzlukta bize Mardin kültürünü Leyla'nın evinde son Osmanlı ve yeni Cumhuriyet arası kültürel çatışmayı, Kostantiniyye Oteli'nde İstanbul'u, Kardeşimin Hikayesinde biraz Rus kültürünü tanıtıyor. Ancak belkide en kültürlü yada daha güzel bir ifadeyle Livaneli'nin "çok kültürlü" eseri Serenad'ta bu sefer Hitler'in Almanyası'nda Yahudi zulümlerinin yaşandığı "kristal gece" olayı ile Türkiye deki "6-7 Eylül olayları" arası inceleme, Kırım Türklerinin Ruslardan kaçarken yaşadıkları, İstanbul Üniveristesi özelinde Türkiye üniversite tarihinin kuruluşunda temel yapı taşları olan Alman profesörlerden parçalar sunuyor. Livaneli tüm bunları Alman bir profesörün akademik bir üniversite seyahati sırasında tanıştığı Maya Duran ve ona anlattığı duygusal, eşi zor duyulur aşk hikayesi çerçevesinde sunuyor. Harikaydı bitmesini istemediğim ama bittiğinde bir romandan daha fazlası dediğim bir eser oldu...