“Ya berbat edersem? Ya ritmi kaçırırsam?”
“Yapamazsın,” dedi. “Tıpkı davul çalmak gibi. Bir vuruşu kaçırırsan, başka bir ritim yaratırsın.”
Bu basit değiş tokuş sırasında Sam bana doğaçlamanın sırrını öğretti ve bu sırrı hayatım boyunca kullandım.
Deli at savaşta zafer kazanacağını bilir ancak ganimeti toplamak için durursa, yenilecektir. Bunu unutmaması için, atlarının kulaklarına yıldırım şeklinde dövme yaptırır. Bu dersi o an önümde duran durumlara uygulamaya çalıştım ve hak etmediğim ganimeti toplamamaya özen gösterdim.
Sizi rahatsız eden yanlarınızı, düşüncelerinizi, hisle rinizi yazın. Üzerine tekrar düşünün. Bu etiketleri zaman landırın. Ne kadardır böylesiniz? Kader hep kötü olamaz. Hayat sürekli haksızlık yapmaz. Yaşam bütünüyle çekilmez değildir. Bir zaman dilimindeki deneyim ve çıkarımları tüm yaşama paketleyemeyiz. Olumsuz etkileri yazdıktan sonra, şuna odaklanabiliriz: Yaşamının hangi döneminde böyle bir inanç geliştirdim? Tam tersi olan olumlu etiketle ilgili deneyimim hiç olmadı mı?
Hep mi mutsuzdum, hep mi tembel ve özgüvensizdim? Eğer öyle ise daha ne duruyorum? Şimdi başlayamaz mıyım? Unutmayalım ki kaç yaşında olursak olalım yaş aldıkça paketimiz eskiyecek ve sürekli yenilenmek ve çağa ayak uydurmak zorunda kalacağız. Ama içimizle dışımızın biraz kendine yakın olması bizi daha huzurlu insanlar haline getirebilir. Gerçek şu ki, en sık yaptığımız şey gerçekleri çarpıtıp kendimizi kandırmak.
Zihnimiz akıl ermeyecek oyunlar oynayabilir. Aslında özel, aile ve sosyal, hatta iş hayatımızda bu çarpıtmalara ihtiyaç duyarız. Sevmediğimiz insanları sevdiğimize; güvenmediklerimizi güvendiğimize inandırırız kendimizi. Çünkü kimse bilincine gelen bu düşünceleri sevmez. Diyelim ki çocukluğunuzda anne ya da babanızla ilişkiniz pek sağlıklı değildi. Büyüdükçe onlara öfkeniz, kızgınlığınız arttı. Kabul edemediğiniz şeyleri bilinçaltına depoladınız. Onlara dair düşünceler bilincinize geldiğin de bunu reddeder ve kendinizi onları ne kadar çok sevdiğinize inandırır durursunuz. Bu, onları sevmediğiniz anlamına gelmez ama gizli öfkenizi de çözümlemeniz gerekir. Burada çözüm şapkayı önümüze koyabilmek, kendimize itiraf edebilmektir.
İnsanların çoğu bir şeyin faydasından ziyade estetik özelliklerini öncelik haline getirdi. İnsan doğasında güzeli arzulamak vardır fakat ruh güzelliği itildikçe dıştaki beklenti aşırılaşır.