Bebeğin anne göğsüne sürekli yapışma isteği sadece karın doyurma hazzı olamaz. Aynı zamanda güvenli bir bağ kurma isteği söz konusudur. Doğduğumuz an, içimize istemimiz dışında işlenen ve katlanılmaz olan yalnızlık hissini giderebilmek için çeşitli yollar ararız. En şiddetli karmaşamız; hem birilerine ve bir şeylere yakın olmak isteriz hem de bağımsız ve özgür olmak isteriz.
Sevgi sadece tek başına hiç de güvenli dayanağımız olamaz. Ona akıl eşlik etmedikçe karmaşalarımız artar. Akıl, insanın derinlik algısını kazanmasını, çözümleme yapmasını, sebep sonuç ilişkisini anlamasını, gerçeği görmesini sağlarken, sevgi diğerleriyle aramızda olan duvarları aşmamızı sağlar. Yıllardır dilde ve yazıda sık kullandığımız bir kavram olan sevgiyi gerçek haliyle tanımlamak zordur. Ama şunu açık açık söyleyebilirim, insanların çoğu sevmedikleri şeyi sevdiklerini sanıyor. Farklı duygulara sevgi ismini takıyorlar.
Bağımlılıklarımızı, alışkanlıklarımızı, sevdiğimizi sorarız. Bir memleketi, bir çikolatayı sevmek, âşık olduklarımızı sevmek vb. Büyük, geniş bir alandır. İnsanlar, kolay sevebildiklerine inanır. Sadece tercihlerinin doğru ya da yanlış olup olmamasının önemli olduğuna, kendilerini inandırmışlardır. Eğer doğru işi, eşi, elbiseyi, yolu, kararı bulursam mutlu olurum diye düşünüyoruz. Sık karşılaştığımız son yıkım pişmanlık, üzüntü ve depresyon oluyor. Gerçek sevgi çok başka, insanın aktif ve canlı olabildiği anlardadır.
Temel öğeleri; ilgi, sorumluluk, saygı ve bilgidir.